Kategoriler
SEYAHAT

KÜÇÜK PRENSES TATİLDE

Datça
Kızımız doğduğundan beri yaz tatillerinde Datça’dayız ama bu defa öncekilere göre biraz daha farklıydı bizim için. Kızım ve ben tatilimize devam ederken, babacık bizimle 1 hafta kalıp İzmite geri döndü. Malum işler beklemez.. Başlarda tereddüt etsem, hatta ayrı tatil fikrini hiç sevmesem de, küçük hanımla aktivitenin dibine vurunca zaman nasıl geçiyor fark etmemeye başladık 🙂 Yine de babamızı çok özledik, akşamları baba kız duygusal, alt duduş çıkartmalı telefon görüşmeleri, “anneeee babamı arayalım” , “babam nerde, ne zaman gelecek” cümleleri de rutinimiz oldu.

Babamızdan uzak olmanın haricinde bir farkı daha vardı bu tatilin, o da benim evimizde yaptığım şeyi yani prensesime endeksli hayatı burada da aynen devam ettirmem..
Amaaan, yan gel yat, kafana göre takıl, kuzunu bırak evde, bütün gün uzan bronzlaş, gez toz, bitiremediğin kitapları bitir, kısacası bütün sene hayalini kurup yapıcam dediğim ne varsa yapmadım 🙂

Sabah 09-00 12 -00 arası deniz, ardından öğle uykusu, uyanınca büyük parka gidene kadar uzun bir yürüyüş ve ardından park, sonra eve kadar yine yürüyüş.. Park sonrasında dönüş yolunda yalpalaya yalpalaya yürümeleri, düşmeleri sıklaşınca bu kadar aktivitenin biraz fazla geldiğini fark ettim, bir kaç gündür ya deniz, ya park, küçük hanım hangisini seçerse onu yapmaya başladık.

Şunu fark ettim, ben o eğlenirken dinlenebiliyorum. En azından evlat odaklı annelerin çoğu gibi yorgunluğumu unutuyorum 🙂 Bunda tabi geldiğimizden beri elimi hiç bir işe değdirmeyen nenemizin payı da büyük 🙂

Velhasıl gezdik, tozduk, yeni yerler, insanlar keşfettik ve en güzeli senin eksenin de bi tatilmiş küçük hanım onu öğrendik…

Kategoriler
SEYAHAT

BEBEĞİMLE İLK TATİLİMİZ

datça

2014 senesinden kalma bir post aslında bu. Seyahat hikayelerimizi yazmaya başlamadan önce, birlikte ilk uzun yolculuğumuzdan bahsetmek istedim. Gidiş – dönüş kara yolu ile ortalama 1500 kilometre kadar yol yaptık kızımızla. Onun ilk uzun yolu, bizimse onunla ilk seyahatimizdi.. Tüm tecrübesizliğimiz, heyecanımız, gece molalarını uzun tutup, sabah saatlerinde İzmir otobanına denk gelişimiz, haliyle sıcaktan bunalmamız ve tam bu yol bitmeyecek galiba dediğimiz anda Datça tabelasını görünce yaşadığımız zafer sarhoşluğu, dün gibi aklımda..

Datça’yı, nerelere gittik, neler yaptık ayrı bir yazı da paylaşacağım. Burada yolculuk esnasında ders aldıklarımı yazmak istiyorum daha çok..

Misal;

Bebeğiniz sütle,mamayla besleniyorsa ve henüz 1 yaşın altındaysa mutlaka gece ve uyku saatinde yola çıkmanızda fayda var.

Yanınıza sakinleştirici sesler çıkaran oyuncaklar almakta aynı şekilde.. Uyandığı yada bunaldığı anda elinize gelmeli.

Bebeğinizi sıcaktan, güneşten, hatta yolculuk esnasında açık pencereden dolan egzoz kokusundan bile, kısaca tüm olumsuz koşullardan izole etmelisiniz.

Araç içinde dinlediğiniz müziklerde, en azından büyük çoğunluğu bebeğinize uygun olmalı. Müziğin anne karnındayken ki etkisi bile bu denli aşikarken, yolculukta da hayli önemli bir faktör.

Sürekli oturur yada yatar konumda olmak bel ve sırtını rahatsız edeceği için en az 2 saatte bir mola vermelisiniz.

Yürüyen bir bebekse, paldır küldür alt değişimi yapıp, yada karnını doyurup yola çıkmak yerine
yürümesi ve rahatlaması için biraz zaman vermelisiniz.

Alt açma örtüleri, yiyecek, içecek, yedek kıyafetler,kusma ihtimali için bir poşet vs. rutinde ve sık kullandığınız her şey elinizin altında olmalı.

Ne kadar yol alsak kardır mantığı yanlış. Bunu ancak o konforlu bir şekilde uyurken yapabilirsiniz. Amaç hepiniz için rahat bir yolculuk olmalı. Sırf bu sebepten 10 saatlik yolu, 18 saatte tamamlamıştık. Ne kadar mola verdiğimizi hatırlamıyorum bile 🙂

Aklıma geldikçe yazarım yine, faydalı olması dileğiyle,
sevgiler