THE INTERN (STAJYER)

4
Pazar günü izlediğim, şahane bir Nancy Meyers filmi. Hani şu elinizde sıcak çikolata, üzerinizde battaniye izlenesi ve bitince yüzünüzde halinizden memnun bir gülümseme bırakan filmlerden. Başlarda genç patron Jules karakteri için Reese Witherspoon düşünülmüşse de şans eseri Robert De Niro ve Anne Hathaway bir araya gelmiş ve muhteşem ikili ortaya çıkmış.

Bütçesi 35.000.000 dolar olan filmin IMDb notu 7,2 ve ilginçtir ki adı Türkçeye anlamından saptırılmadan çevrilmiş nadir filmlerden 🙂 Konu rutinin bir parçası olmuş hayatların içinde barındırdığı yalnızlığı, o çok güçlü ruhsuz görüntülerin altında ki duygusal iniş çıkışları kısaca günümüz iş dünyasını içten bir dille anlatıyor. Diyaloglar da bir o kadar güzeldi, misal en çok aklımda kalan “sende ne olduğunu bilmediğim ve beni rahatlatan bir şey var” tanımadığınız bir insana söyleyebileceğiniz, çok şey anlatan en yalın cümle sanırım.. Birde Jules’un ofis içinde bisikletle gezmesi gerçekten hoş bir ayrıntı olmuş 🙂
the intern
Tabi benim için film izlemek, internetten defalarca durdurarak, yada tv.den bir başını, bir denk geldiğinde sonunu izleyerek yapılan bir eylem olduğu için çok büyük bir başarı bu yüzden hakkını vermem gerek 🙂 Misal filmin henüz başlarında küçük hanım sessizce ortadan kayboldu! Kalktık, aranmaya başladık, hiç bir yerde yok 🙂 Hanımefendi
yatak odasına girmiş, yorganı üzerine çekmiş, anne babanın yastıklarını yere atmış! 😀 gözlüklerini de çıkarıp büyük insan gibi yanına koymuş, yatmış bir güzel, hemde karanlıkta 😀 Birde numacıktan esniyor, komik komik sesler çıkarıyor 🙂 Gözlerime inanamadım, benimleyken yatağı dört dönen, üzerini örtmemek için o minnacık ellerinden gelen her şeyi yapan meleğim, uzanmış bir güzel güya uyuyor 🙂

Uyutmak için yaptığım onca şey haybeye miydi acaba dedim, aç bir film, al eline bir kahve uzat ayaklarını ve kızın kendi kendine uyusun 😀 İlk fırsatta yeniden deneyeceğim 🙂

Özetle 5-6 parça halinde falan izledik sanırım ama, tek kelimeyle harika bir filmdi tabi bunda Anne Hathaway ve Robert De Niro hayranlığımın payı büyük sanırım 🙂

HandeSuleymanoglu

1983 temmuz doğumlu, hayalperest, fotoğraf çekmeyi, kitap okumayı, resim yapmayı ve yazmayı seven, Aralık 2013' ün karlı bir pazartesi sabahı hayatına küçük prensesi ve onunla birlikte dünyanın ele avuca sığmayan en güzel aşkı girmiş, Bebeğiyle hayatı daha çok sevmiş, renklenmiş, şenlenmiş ve en büyük hayali kızıyla dünyayı gezmek olan bir anne..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir