KENDİNE GÜVENEN ÇOCUKLAR YETİŞTİRMEK

Gael Lindenfield
Uzun zamandır elimde olan, başka kitaplar okurken de ara ara elime aldığım ve çokça şey öğrendiğim, “demek ki doğru yapıyormuşum” lar “hiç aklıma gelmemişti” ler düşündüren, klişelerin dışına çıkmayı başarmış, öğrenmeyi seven bi anne başucu kitabı diyebilirim.. Tavsiye olur ! Özellikle anne adaylarına, ilk bebeğine hamile olup da, anne – bebek üzerine ne okuyacağını şaşıranlara, bilgi kirliliğini önleyecek güzel bir başlangıç 🙂
kendine güvenen çocuklar yetiştirmek

ANNE OLUNCA

78
Annelik,
bir tuhaf ruh hali, deliliğe yakın, normallikten uzak, aynı oranda anormalliğe de.. Anne olunca yürürken attığınız adımlardan, o uyurken yanındaysanız şayet aldığınız nefesin sesine kadar bebeğine kalibre edilmiş ve doğum öncesi sürümüyle alakası olmayan, uyurken bile ona programlı bir sistem haline geliyorsunuz farkında olmadan !

Abartı gibi mi geliyor ? Evet, başlarda bende öyle hissettim, durumu sıradanlaştırmak dururken hem kendi hemde etrafımızdaki herkesin gözüne sokmak neden ? Ama bu sizin elinizde değil, kontrolü karnınızdan kucağınıza konduğu an kaybediyorsunuz. O ana dek hiç tanımadığınız, muhtemelen herhangi bir örneğini gördüğünüzde, misal kendi anneniz bile olsa zaman zaman dalga geçtiğiniz bir insana dönüşmek aslında o kadar da dramatik değil. Hatta alıştıkça, eğlenceli bile gelebiliyor.

Şöyle ki, 26 aylık kızım, dışarıda, koca koca insanların dev adımları ve cüsseleri arasında, kendi minnacık gövdesi ve küçücük adımlarıyla yürümeye çalışırken bazen kendimi üst düzey bir devlet mensubunu yada mega starı korumaya çalışan, o yürürken etraftaki olası tüm tehlikeleri analiz edip ortadan kaldırmaya, yolu açmaya şüpheli şüpheli etrafta bi anormallik var mı diye bakmaya kendini kaptırmış bi koruma gibi davranırken buluyorum 😀 Fark edip, kendime koca bir destur çekmem uzun sürmüyor Allahtan 🙂

Zaman kötü, ortam berbat, hiç birimiz, hiçbir zaman ve mekanda güvende değiliz tamam ama ne zaman olduk ki zaten ? En büyük handikap, hadi şimdi kolunun altında, ya sonra ? Kurslar, Okullar, yeni arkadaşlar ve aktiviteler ? Oysa benim hep savunduğum düşünce, onu korumak yerine ona kendini korumasını öğretmekti. Sırf bu yüzden tanıdığım çoğu ebeveynin aksine o kırılmasın diye evin her tarafından kaldırılan süs eşyaları, yırtılma ihtimali yüksek kitaplar, dergiler, resimler, fotoğraflar bizde hep ortada ! Hatta geçen gün orta sehpanın üzerinde ki fenerle parmağında küçük bi olmuş. Anlattım, ondan gelebilecek zararlardan bahsettim, oyuncak olmadığından, kendini koruması gerektiğinden, artık büyüdüğünden ve daha da dikkatli olması gerektiğinden..

Peki bu kadar sakin, mantıklı ve doğru olduğuna inandığım şekilde davranırken ne ara ipler kaçıyor elimden ? Ne diye içimden süper kahraman çıkmış gibi davranıyorum ? O yazının en başında bahsettiğim tuhaf anne ruh hali mi duyguları mantığın önüne geçiren..

Bir Komik Değiş Tokuş Hikayesi

 

24Evde yüzüne bakmadığı her şey dışarıda tatlı gelen tüm bebekler aşkına, biz de nerede bir balonlu bebek görsek anında fokuslanıyoruz 🙂 Geçenlerde ilk değiş tokuşumuzu da böyle yaptık; elimizde ki çiçeği bizimle iki balonundan birini paylaşan bebişe verdik ve tam gidecektik ki o centilmen bebişin aklı balonunda kaldı ama bir kere anlaşmışlardı ve ikisi de gayet olgun davrandı 😉 Eller sallandı, totolar dönüldü, “hoççakal, göyüşüyüz” falan denildi 🙂

Balon, çiçek ve çok sevdiğim o masumiyet..

Bazen bizden çok daha olgun olduklarını düşünüyorum. Küçücükler ama tüm o heyecanlarına ve meraklarına rağmen “hayır” kelimesiyle mücadele etmek yerine, anlamayı ve öğrenmeyi deniyorlar. Bence bu bile başlı başına çok büyük bir olgunluk 🙂

Patates

33Bugün ilk siparişini verdi benim prensesim.. İnsanlık için küçük ama bizim için hayli heybetli gelişmelerden biriydi 🙂 “Ne yemek istersin” diye sordum. O da nedense kendini, standın ardındaki ablalara göstermek istercesine sağ elini kaldırıp “papates” dedi 🙂 Evet farkındayım çok küçük bir enstantane, ama o an yüzünde ki o ifade, kendini bir birey olarak hissetmesini sağlayabilmek ve bunun için yapılan küçük şeylerin böyle güzel sonuçlar vermesi, benim için dünyalara bedel..

Bebekler de yetişkinler gibi seçimlerini kendileri yapmaktan hoşlanır. Herhangi bir konuda fikrini almak, seçimler sunmak, mesela uyku öncesi pijamalarını giymeden hemen önce; “ayıcıklı mı yoksa pembe çizgileri olan pijamanı mı giymek istersin ? yada her hangi yere giderken altı üstü bir çorap/ atkı/ toka/çanta deyip giydirmeden önce rengini, şeklini sorun bakalım o ne istiyor 🙂 Gün içinde yaptıklarından, oynadığı oyunlara, kullandığı eşyalara, birlikte gittiğiniz yerlere kadar en çok neyle mutlu oluyor? Kendini neyle daha iyi hissediyor? Biz epey zamandır böyle yapıyoruz ve yüzünde ki o minik ifadeler çok şey anlatıyor inanın. Bildiğim bir şey varsa o da değer vermek, sevmek ve bunun gibi daha nice güzel şey hissettirildiği sürece anlam kazanır. Elbette tüm sevdiklerinize ama en çok bebeğinize, hayatı, sevmeyi ve her şeyi sizden öğrenen o küçük meleklere en kıymetliniz olduğunu tüm kalbinizle hissettirin.

Sevgiler,