PEPEE’DEN BİRAZ UZAKLAŞMAK !

pepee
Pepee den biraz uzaklaşmak ikimize de iyi gelecek sanırım ! İlginç bir şekilde 2. yaşından hemen sonra Pepee’de girdi hayatımıza, sanki bir yerlerde play butonu varmış, biri ona basmış, hali hazırda bekliyormuş gibi, ne ara o kadar sevdi, alıştı bilmiyorum ama Sabah uyanınca “pepee” akşam yatarken “pepee” artık rahatsızlık veren bir alışkanlık oldu benim için..
Evet bende o hiç yapmam dediği şeyleri yapan annelerden oldum ve en çokta televizyonun hayatımızın bir yerlerinde olmasından rahatsızlık duydum. Tam 1 yıldır, ara ara uyguladığımız tv diyetlerini saymazsak televizyon küçük hanımın hayatında ve ne zaman, n’apabilirim diye düşünsem bahaneler gerçeklerin önüne geçmeye başlıyor; yapacak bir şey yok tek başımayım, bazen ben bla bla bla.. yaparken onun çizgi film izlemesinde sakınca yok sanırım ! deyip malesef ki konuyu rafa kaldırıyordum..
Durum 1 Hafta öncesine kadar böyleydi, ben silkelene ve kendime gelene kadar.. O bla bla blaa.. dediğimiz ne kadar ıvır zıvır varsa, ben onları yaparken daha hızlı olucam, o da güzelce oyalanacak ne var bunda ? Bu koca bir aldatmaca !
İşe önce gerçekleri bahanelerin önüne koymakla başladım.. Pepee dans ediyo, arkadaşlarıyla falanca oyunu oynuyor, yüzme öğreniyor, koşuyor, gülüyor, eğleniyor, bizim kız sadece bakıyor, hoşuna giderse biraz tebessüm, gülücük, bir kaç kelime kapınca tekrar, agucuk gugucuk bu kadar! Görünüşe göre pepee daha mutlu ! Bir çizgi film karakterinin eğlenerek güya bir şeyler öğretmesi ve benim çok önemli işlerimi! yaparken bebeğimin onlarla oyalanması, izlemesi hiç adil değil.. Üstelik başlarda sadece Baby Tv, Charlie ve sayılar, o çok sevdiği Billy and BamBam yetiyorken, sonra “anne değiştir” girdi hayatımıza, hangi bana göre masum çizgi filmi açsam beğenmemeye başladı! Konu sadece Pepee değil aslında, hepsi..
Hamileyken kendime verdiğim sözleri hatırlıyorum, 4 yaşından önce tv yoktu, o masum minnacık dimağını bize göre güzel, rengarenk bir sürü karmaşayla dolduramazdım. Uçsuz bucaksız içinde lisanslı karakterler olmayan bir hayal dünyası olmalıydı, oyuncaklara bile ihtiyacı olmamalıydı..
Ne oldu da güya mecbur kaldım, yada kendimi kandırmaya karar verdim ? Kendime vakit ayırmamın, işlerimi çabuk yada rahat halletmenin yada biraz dinlememin yolu bebeğimin tv karşısında olmasından mı geçiyor ?
Koca bir hayır ama hadi diyelim öyle, koca bir gün elektrik olmadığını, tv.nin yada dekoderin bozulduğunu düşünelim ki olmadık şeyler değil.. Sonra bu gün huysuz, şu gün mutsuz.. Biliyorum özellikle kış aylarında ve kendimizce haklı olarak biraz daha tv odaklı çözümler üretiyoruz ama zor mu bunlara ihtiyacı olmayan bir anne olmak, bebeğini tv karşısına koymadan günü geçirebilmek, oyalamayı değil, birlikte eğlenmeyi becerebilmek, yada kendine verdiği sözleri hatırlamak ?
Değil aslında, daha doğrusu olmamalı. Biz şimdi tv.nin dozunu kaçırmış bir anne kız olarak, diyet yapıyoruz 🙂 Günde 2 saate indirdik ve hedef ortadan kaldırmak 🙂 Başarabilirsem onu da paylaşıcam.
Diyetin ilk etabı, anne işlerini anne kız yapmak oldu ! Yani; gün içinde yaptığım ne varsa artık tamamını ya birlikte yapıyoruz, yada onun keyif almadığı, yada yapamayacağı bir şey olursa tavır net “hadi bakalım sen odana,bana yeterince yardım ettin, şimdi oyun zamanı”
Bu sayede günde 4 – 5 saat açık olan tv artık çok şükür sadece 1,5 – 2 saat kadar açık.

HandeSuleymanoglu

1983 temmuz doğumlu, hayalperest, fotoğraf çekmeyi, kitap okumayı, resim yapmayı ve yazmayı seven, Aralık 2013' ün karlı bir pazartesi sabahı hayatına küçük prensesi ve onunla birlikte dünyanın ele avuca sığmayan en güzel aşkı girmiş, Bebeğiyle hayatı daha çok sevmiş, renklenmiş, şenlenmiş ve en büyük hayali kızıyla dünyayı gezmek olan bir anne..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir