DÖRT MEVSİM MASALLARI

masal
Sıra geldi kızımın kitaplarına ☺ o henüz doğmadan önce biriktirmeye başladığımız, doğduktan sonra da daha büyük bir keyifle aldığımız, resimlerine baktığında ne hayaller kurar, neler düşünür acaba dediğimiz birbirinden renkli kitaplar..
onlardan biri de, DÖRT MEVSİM MASALLARI. İçinde 15 tane masal var, yazarı Ecehan Ergin Çetin olan kitabın iç tasarımı da en az masalları kadar güzel. Eline alıp keyifle resimlerine bakıyor, gördüklerini anlatıyor..

masal kitapları

BEBEK KIYAFETLERİNDE %100 PAMUK

bebek kıyafetleri
Bebeğinize kıyafet yada diğer tekstil ürünlerini satın alırken, sadece görüntüsüne, ve bedenine bakıyorsanız, iç kısımlarında olan o birkaç sayfalık etiketlerle hiç bir alakanız yoksa, muhtemelen dolabında birden fazla polyester yani kumaşların en tehlikelisini barındırıyorsunuz demektir. Maalesef özellikle bebek ve çocuk kıyafetlerinde aşırı derecede polyester yani naylon ve plastikten elde edilen kumaş türü kullanılmakta ! İnternet yada nadiren mağazadan yaptığımız alışverişlerde, kızım için baktığım kıyafetlerin ne kadar güzel olduğunun, yada beğenmemin etiketinde ki %100 pamuk / cotton ibaresi  haricinde hiç bir önemi yok! Özellikle mağazalarda, kumaş etiketine bakıp, polyester yada polyester karışımlı olduğunu gördükten sonra geri bıraktığım bir ürünü başkasının o etiketler sadece ürün satın alındıktan sonra kesilsin diye yapılmış gibi hiç bakmadan alması ve bilinçsizce bebeğine giydirebilmesi gerçekten üzücü. Çünkü o polyester yada katkılı kıyafetler göründükleri kadar masum değil, tahmin ettiğinizden çok daha sağlıksız.

Bebek cildi yetişkinlere göre çok daha ince ve hassastır ve daha az yağ salgısı üretir. Bununla birlikte cilt kuruluğu meydana gelir , soğuk hava, yanlış kumaş seçimi gibi diğer dış faktörlerden fazlasıyla etkilenir. Daha önceki ATOPİK DERMATİT BEBEKLER İÇİN BAKIM yazımda bahsettiğim gibi, cilt nemini dengelemek adına kullandığınız ürünlerle birlikte kumaş seçimleriniz, aldığınız ürünleri yıkadıktan sonra giydirmeniz de bebeğinizin cildini korumak ve beraberinde cilt rahatsızlıklarını önlemek adına çok önemli.

Hem bebeğiniz hem de kendiniz için %100 pamuk kıyafetlerden yana olsun tercihiniz. Bebeklerde cilt rahatsızlığını tetikleyen ve cildin hava almasını önleyerek, terlemeye, bununla birlikte de diğer hastalıklara zemin hazırlayan polyester kıyafetler bizler için de son derece sağlıksız.

Polyester, Elastane ve Latex seçim yaparken özellikle uzak durmanız gereken kumaş türlerinden..Bu 3 grubunda ham maddesi naylon olduğu için, deri enfeksiyonlarına ve terlemeyle birlikte diğer hastalıklara neden olur.

Velhasıl, önce sağlık diyorsanız, şimdi sıra bebeğinizin gardırobunda küçük bir temizlik yapmakta 🙂

Sevgiler,

NUXE SPLENDIEUSE

Screenshot_2016-02-24-18-30-00-1

Prensesimin pamuk elleri ve yeni güzellerim; Nuxe Splendieuse
meşale zencefili, beyaz çiğdem ve C vitaminini bir arada sunan Splendieuse bakım serisi, leke oluşumunun 4 aşamasında etkili. tüm lekeleri düzeltir, azaltır, yeni leke oluşumunu önler ve ışıltı katarmış 💕
anti-dark spot fluid i kullanmaya dün başladım ve ilk sürdüğünüz anda farkı hissediyosunuz diyebilirim.. maske ve serumla da bu aksam tanisicaz. içimden bir ses çok seviceksin diyor bakalım 😄

ERTUĞRUL FACİASI / Roman

ertuğrul faciası
Erol Mütercimler tarafından kaleme alınan kitap, Ertuğrul Faciasını eksiksiz anlatan ilk araştırma.

1890 yılında Ceride-i Bahriye dergisinde konuyla ilgili yayınlanmış tüm makaleler, resmi yazışmalar, Hindistan’da ve Japonya’da yayınlanmış olan tüm gazeteler gözden geçirilmiş, bu kaynaklarda yazılan her şey ilk kez tercüme edilerek okuyucuyla buluşturulmuştur.

Geçmişle gelecek arasında kurulmuş bir köprüyü andıran bu kitap, tek kelimeyle bir baş yapıt.
ertuğrul faciası

SUÇ / Roman

Ferdinand Von Schirach
1994 Yılından beri Berlin’de avukatlık yapan Ferdinand Von Schirach’ın yazdigi en klasik tabirle inanılmaz ama gerçek hikayelerden oluşan kitap.
Yazarın müvekilleri arasında; Politbüro üyesi ve Almanya Federal Haber Alma Sevisi Ajani da var, iş adamları, ünlüler, politikacılar, sıradan insanlar, Türk göçmenler ve yer altı dünyası mensupları da..
Şans adlı hikayesi 2013 de filme uyarlanmış ve suan 46. sayfasında olduğum kitap için söyleyebileceğim tek olumsuz şey yorucu çevirisi..
Ferdinand Von Schirach suç

GÜZEL HARABELER / Roman

jess walter güzel harabaler
Şuanda hamileliğimde başlayıp, doğumdan sonra yarım bıraktığım 2 kitapta dahil olmak üzere 4 kitabı okumak için yeniden sıraya koymuş durumdayım. Hepsini aynı anda okuma isteğinin olması normal değil sanırım ama arada bir oluyor 🙂 Onlardan biri de orjinal adı Beautiful Ruins olan Jess Walter imzalı Güzel Harabeler.

Jess Walter National Book Award finalisti Thé Zero, Edgar ödülü sahibi Citizen Vince, Thé Financial Lives of Thé Poets ve Türkçeye çevrilmiş Körler Ülkesi kitaplarının yazarı.

jess walter

Kitap tavsiye etmek yerine, kendim için seçerken yapmaktan keyif aldigim şeyi yapmaya karar verdim. Kitabın içinden rastgele herhangi bir sayfayı okuyabilmeniz için fotoğrafladım çünkü her kitap okuyucusuna farklı şeyler hissettirdiğine inananlardanım.. Bir sayfa, yada bir kaç rastgele paragraf okuyunca daha keyifli karar veriyor sanki insan 🙂
sevgiler

BEBEĞİNİZ AKŞAM DOKUZDA UYUSA ?

52

Hemde ne kendini ne de sizi hiç yormadan, hırpalamadan, ağlamadan.. O uyusa, siz biraz kendinize vakit ayırsanız; biraz kahve yada çay, bir kitap, uzatılmış bacaklar, başın altına doldurulmuş yastıklar ve katır kütür eden sırtınız, boynunuz için biraz rahatlama.. Bu işin anne penceresinden görülen tarafı, bebekler içinse durum bu kadar basit değil maalesef..

Özellikle doğumdan itibaren 3 yaşa kadar ki dönem, bebeklerde beyin gelişimi açısından hayatı önem taşımakta. Beyin gelişiminin %80’ini bu evrede tamamlar ve ölçüsü neredeyse yetişkinlikteki büyüklüğüne ulaşır. Ayrıca bu dönemde olan hataların telafisi de pek mümkün değil. Yetersiz beslenme, düzensiz ve kalitesiz uyku beyin gelişimini olumsuz yönde etkileyen faktörler.

Ninnilerde bile geçen “uyusun da büyüsün” deyimi gerçek aslında 🙂 Evet, bebekler uyuyarak büyüyorlar. Uyku sırasında, özellikle de karanlıkta melatonin* hormonu salgılanır ve melatonin salgılanması bağışıklık sisteminin güçlenmesinde önemli bir role sahiptir. Aynı zamanda hipofiz bezinin daha fazla büyüme hormonu salgılamasını sağlar. Bebekler uyurken çalışmayan kasları da çalışır ve enerji depoları yenilenir. Uykularında, gün içinde oynadıkları oyunlardan öğrendiklerini organize ederek, kaydederler. Bu sayede beyinde nöronlar arası bağlar oluşur ve güçlenir.

Özetle uyku en az beslenme kadar önemli ! Hamileyken okumaya başladığım ve hala ara ara göz gezdirdiğim onca bebek bakımı, psikolojisi kitabı, geçmiş tecrübelerinden hatırladıklarıyla bizi aydınlatan büyüklerimiz ve tabiki internet ! Çok şey öğrenme, okuma ihtiyacı,  en iyisini yapma çabasından kaynaklanıyor ve ne kadar okuyup araştırırsanız araştırın iş uygulamaya gelince illaki kendinizi yetersiz hissettiğiniz ve hatta suçladığınız bir an olabiliyor maalesef. Özellikle bir türlü rayına oturtulmamış bir uyku söz konusuysa..

Kızım, doğumdan sonra ki ilk 3 aylık uyku düzensizliğinin normal olduğu dönem haricinde de hep uykusuz bir bebek oldu aslında babası da zamanında öyle olduğu için genetik olduğunu tahmin ediyoruz 🙂  Defalarca denenmiş Tracy Hogg yatır kaldır yöntemleri, Harvey Karp kundakları, bebek yetiştirmiş herkesin verdiği onlarca sıradan öneri ve internet maceralarımız derken şunu söyleyebilirim ki her bebek başlı başına farklı. Al bu kitabı, oku, uygula uykusu düzene girecek diye bir şey söz konusu değil ! Üstelik önerilerin tamamı birbirinin aynı ve çok katı. Yanınızda yatırmayın, ayağınızda sallamayın, uyanırsa siz değil babası baksın, size alışır falan filan! Yahu Allah aşkınıza bebeklerden bahsediyorsunuz, hani şu bir kaç sayfa önce anne kokusuyla sakinleşir dediğiniz insan yavrularından ! Ne diye gece bas bas bağırsın ama kucağınıza alsanız bile susunca bırakın ve bunu gerekirse sabaha kadar tekrarlayın diyorsunuz ! Yazık değil mi sudan çıkmış balık gibi,  okuyup uygulayınca olacak sanan tazecik anne babalara, biz de öyleydik ! Haybeye hem kendimizi hem de bebeğimizi yorduk ve bir zaman sonra o ana kadar okuyup, duyup, öğrendiğim her şeyi bir kenara bırakıp bebeğimin az uykuyla yetinebilen bir bebek olduğunu, ona başlı başına bir çözüm bulmam gerektiğini fark ettim.

Size, en yalın haliyle 24 aylık kızımla uyku rutinimizi nasıl sağladığımı anlatacağım, dilerim faydası olur..

İlk olarak anneyi yada babayı ne zaman ve ne kadar istiyorsa veriyoruz 🙂 Uyuyana kadar yada uyku anında da.. Katı kurallar, aman alışırlar, büyüyünce de isterler yok ! Büyüdüğünde, değişimleri, olması gerekenleri, siz anlatırken dinleyen ve anlayan bir çocuk yetiştirmeye çalışıyor ve bu doğrultuda çaba sarf ediyorsanız kuruntularla anın tadını kaçırmaya gerek yok.

Sonra, eğer uykuya pek düşkün bir bebek değilse bebeğiniz, öncelik sabah uyandığı ve öğlen uyuyacağı saatleri gözden geçirmek. Misal gece 23:00 de ayakta olan bir bebek mutlaka sabah geç kalkmış, öğlen uykusuna da geç yatmış demektir ve bu da gece uykusunu geciktiren en büyük faktör diyebiliriz.

Bebeğim başlarda en geç 22:00 de uyuyan bir bebekken, yavaş yavaş  saat 23:00 – 24:00 civarı bile uyanık kalmaya başladı ve uyutmak her geçen gün daha zor oluyordu.

Önce geç yattığı için sabah 09:00 dan önce uyanmayan bebeğimi sabah en geç 06:00 da kaldırmaya başladım. Elbette gece çok geç uyuduğu ve sabahın köründe uyandırıldığı için hayli keyifsizdi ama aynı gün saat 11:00 de yeniden uyudu. Yeni öğlen uykusuna alışana dek ortalama uykuya dalma süresini, oyanlanmasını, isteksizliğini hesaba katarak , bir saat önce 10:00 da yatırdım ve ben de onunla birlikte yattım. Defalarca kalktı yatakta zıplamaya, yorganla oynamaya falan başladı. Geç saatlerde uyuyan uykusuz kalmaya alışkın bir bebek, sabah 06:00’da da kaldırsanız öğlen uykusunu uyumamak için direnebiliyor. Bu yüzden  öğlen ve aynı şekilde gece uykusuna yatırmanız çok önemli.

11:00 de uyuyan bebeğimi 12:30 da yeniden uyandırdım. Yani uyuduğu süre aslında yetersiz aldığı gece uykusuna takviye denecek kadar bile değildi. Başlarda en bildik metot, yani uyutmak için uyandırmak önceliğimiz, kısa bir süre sonra uyku saatleri düzene giriyor zaten.

Sıra gece uykusuna geldiğinde, amaç 21:00 de uyumuş olmasını sağlamak olduğu için yine uykuya dalması için geçecek süreyi hesaba katarak saat 19:30 da banyosunu yaptırdık, 20:00 de ballı sütünü içti, dişlerini fırçaladı ve artık uyumaya hazırdı. Yine ortalama bir saat kadar uyumamak için direndi tabi ama ilk gece saat 21:45 de, ikinci gün 21:30 da, üçüncü gün 21:10 da, dördüncü gün 21:50 de 🙂 ve sonraki günler 21:10 ve 21:00 civarı uyumaya başladı çok şükür.

Tam bir hafta sürdü uyku alıştırmalarımız ve özellikle bu süre boyunca, bazı şeylerden ödün vermeniz çok önemli, misal sosyal hayat, dışarıda geçirdiğiniz  zaman, ev gezmeleri vs. yani özellikle akşam saatlerine sarkan aktiviteler ya geçici bir süre yada bizde ki gibi tamamen askıya alınmalı 🙂 Tüm bu çalışmalar sırasında bebeğinizin yaşı, uyku alışkanlıkları da çok önemli. Düzen sağlamaya çalışırken bu değerleri kendinize göre uyarlamanız gerekiyor. Misal çift uyku döneminde ki bir bebekse, yada anne sütü içen..

Şimdilik yaz ve kış saatlerine göre 22:00 / 21:00 diye revize ediyoruz uyku saatlerimizi.

Bebeklerin ortalama uyku gereksinimleri de aşağıda mevcut, faydası olması dileğiyle,

sevgiler,

0-3     Ay : 16 saat

3-5     Ay : 14 saat

6-23   Ay : 13 saat

24-36 Ay : 12 saat

37-60 Ay : 11 saat

Melatonin : Epifiz bezinin, ışığa duyarlı olan pineolasit hücrelerinden salgılanır. Biyoritmi belirler. Kişiden kişiye göre değişse de 23:00 – 05:00 saatleri arasında salgılanan bir hormondur.

THE INTERN (STAJYER)

4
Pazar günü izlediğim, şahane bir Nancy Meyers filmi. Hani şu elinizde sıcak çikolata, üzerinizde battaniye izlenesi ve bitince yüzünüzde halinizden memnun bir gülümseme bırakan filmlerden. Başlarda genç patron Jules karakteri için Reese Witherspoon düşünülmüşse de şans eseri Robert De Niro ve Anne Hathaway bir araya gelmiş ve muhteşem ikili ortaya çıkmış.

Bütçesi 35.000.000 dolar olan filmin IMDb notu 7,2 ve ilginçtir ki adı Türkçeye anlamından saptırılmadan çevrilmiş nadir filmlerden 🙂 Konu rutinin bir parçası olmuş hayatların içinde barındırdığı yalnızlığı, o çok güçlü ruhsuz görüntülerin altında ki duygusal iniş çıkışları kısaca günümüz iş dünyasını içten bir dille anlatıyor. Diyaloglar da bir o kadar güzeldi, misal en çok aklımda kalan “sende ne olduğunu bilmediğim ve beni rahatlatan bir şey var” tanımadığınız bir insana söyleyebileceğiniz, çok şey anlatan en yalın cümle sanırım.. Birde Jules’un ofis içinde bisikletle gezmesi gerçekten hoş bir ayrıntı olmuş 🙂
the intern
Tabi benim için film izlemek, internetten defalarca durdurarak, yada tv.den bir başını, bir denk geldiğinde sonunu izleyerek yapılan bir eylem olduğu için çok büyük bir başarı bu yüzden hakkını vermem gerek 🙂 Misal filmin henüz başlarında küçük hanım sessizce ortadan kayboldu! Kalktık, aranmaya başladık, hiç bir yerde yok 🙂 Hanımefendi
yatak odasına girmiş, yorganı üzerine çekmiş, anne babanın yastıklarını yere atmış! 😀 gözlüklerini de çıkarıp büyük insan gibi yanına koymuş, yatmış bir güzel, hemde karanlıkta 😀 Birde numacıktan esniyor, komik komik sesler çıkarıyor 🙂 Gözlerime inanamadım, benimleyken yatağı dört dönen, üzerini örtmemek için o minnacık ellerinden gelen her şeyi yapan meleğim, uzanmış bir güzel güya uyuyor 🙂

Uyutmak için yaptığım onca şey haybeye miydi acaba dedim, aç bir film, al eline bir kahve uzat ayaklarını ve kızın kendi kendine uyusun 😀 İlk fırsatta yeniden deneyeceğim 🙂

Özetle 5-6 parça halinde falan izledik sanırım ama, tek kelimeyle harika bir filmdi tabi bunda Anne Hathaway ve Robert De Niro hayranlığımın payı büyük sanırım 🙂

ATOPİK DERMATİT BEBEKLER İÇİN BAKIM

atopik dermatit
Atopik Dermatit bebeklerde en sık rastlanan cilt rahatsızlığı. Çeşitli nedenlerle ortaya çıkan, deride kızarıklık, şişlik, kaşıntı gibi belirtiler gösteren ve kızımda da bende de mevcut olan bu cilt rahatsızlığı hayli özenli bir bakım ve hassasiyet gerektiriyor. Kullandığınız ürünlerden, giydiğiniz kıyafetlere ve hatta yediklerinize kadar..

Doğumdan kısa bir süre sonra fark ettiğimiz kırmızı kabartılar, bir türlü geçmeyince, 1.Ay muayenesinde doktorumuza durumdan bahsettik. Cildinin çok hassas olduğunu, kıyafetlerine dikkat etmemiz gerektiğini söyledi. İlk andan itibaren, her şeyine ve doğal olarak aşırı özenli davranmamıza rağmen olumlu bir sonuç alamadık ve 3.ay da farklı bir doktora götürmeye başladık kızımızı. Bu defa geçmek bilmeyen ve ara ara daha da artan o kızarıklıkların Atopik Dermatit olduğunu öğrendik. O zamana kadar sevgiyle ve koruma içgüdüsüyle şekillenen onun için her şeyin en iyisi olsun çabamız, çok daha bilinçli bir hal aldı.

Anne olmadan önce de pamuklu ve sentetik kıyafetler konusunda fazlasıyla takıntılı bir insan olduğum için giyim konusunda hiç sorun yaşamadık. %100 pamuk olmayan hiç bir şeyi satın almadığımız gibi, tekstil ürünlerinde de aynı özeni gösterdik.  Ama yeni doğan bebekler için olan dermo kozmetik saç ve vücut şampuanlarını dahi ilk zamanlarda kullanmamamız gerektiği aklımıza gelmedi tabi. Bir süre sabunsuz ve şampuansız yapılan banyolardan sonra doktorumuzun tavsiyesiyle 3 gün Dermatop krem kullandık. Kortikosteroid bir ilaç olduğu için hayli tedirgin olduk kullanırken ama kızarıklıklar 2.gün geçti. Sonra cilt neminin dengede olmasını sağlamak için sürekli olarak Linola Losyon kullanmaya başladık. Sürdüğünüz ilk andan itibaren fark edilir derecede cildi yatıştıran ve nemlendiren bir losyon. Yanaklarında, kulak, göbek ve kollarında olan tüm hafif düzey kızarıklık ve kuruluklar kısa sürede yatıştı. Yeni doğan bebek dönemi boyunca aynı ürünü kullanmaya devam ettik ve tabi anaannesinin özene bezene ördüğü yün yelekler,  süveterleri hiçbir şeyi giydiremedik, ilk zamanlar ne ara kirlenecek demeden kar kış bile gün aşırı mutlaka ılık banyolarını yaptık, pişik kremleri, ıslak mendiller ve diğer temizleyici ürünler de dahil her şeyi cildine uygun olarak kullandık. Sonuç olarak ; Atopik Dermatit geçen bir şey değil, sadece yatıştıra biliyorsunuz ve sürekli özenli davranmak, iyi bakmak zorundasınız.

mustela

2 yıl Linola kullandıktan sonra, geçtiğimiz hafta Mustela / Stelatopia Lipid Replenish Balm’a başladık. Yapısı, bebeğimin cildinde bıraktığı nem gayet iyi, şimdilik memnuniyet sağlayacak gibi görünüyor.

Pişik kremi olarak da kullanmadığımız ürün kalmadı neredeyse diyebilirim. Ama 2 yıldır en çok memnun kaldığım pişik kremi Palmer’s Bottom Butter. Kızarıklıkları pişiğe dönmeden söndürebiliyor. Atopik Dermatit ciltler diğer ciltlere oranla daha sık ve kuvvetli pişik oluyor. Bir de üstüne bizde olduğu gibi ilk 1,5 yıl bir yandan da kabızlığın tetiklediği bir pişik durumu varsa durumu kontrol altına almak hayli zor olabiliyor. Mesela geçen yaz onca krem, doktor ziyaretleri, kabızlık ilaçları, hatta lavmana rağmen kabızlıkla birlikte poposunda ki kızarıklıklar yaraya dönüşebildi. Her çişle nasıl sızlıyordu o açık yaralar, ne kadar acıyordu canı meleğimin kim bilir 🙁 Birde nemli bölge, ne sürerseniz sürün kurumak bilmiyor ve tabi minicik bir bebek her ilacı kullanamıyorsunuz. Çok şükür geçti ama o dönem epey ders aldık, elbet istisnalar vardır ama doktorların çoğu (üstelik maalesef, özel muayenehanesine gittiğimiz şuan ki çocuk doktorumuz, daha önce gittiğimiz diğer özel hastane doktorları dahil) kabızlığa çok sıradan yaklaşıyorlar. İlerlemesinde ve çözüme ulaştırılamamasında payları büyük maalesef! Ama bu çok detaylı bir konu, bu yüzden en kısa zamanda başlı başına kullandığımız ıslak mendillere kadar yazmak gerek tüm maceralarımızı..

Velhasıl, sevgili Atopik Dermatit bebek anneleri, öncelik aşırı hassas ciltlerine aynı hassasiyetle bakım.. Sonrasında dönem dönem artan kızarıklıkların, kabartıların üstesinden gelmeye alışıyorsunuz..

90’lar Anneleri

36 90’lar ; hani şu bir dönemin içine robot kaçmış kadınları ve koca bir günleri ! Güne sabahın köründe muşamba bebek bezlerini ve içlerinde ki pamuklu beyaz bezleri akıtıp, koca kazanlarda kaynatarak başladıkları, temizlik, çamaşır, bulaşık, ütü, 3 çeşitten az olmazsa olmazlı kocalara yemek beğendirme çabalarıyla akıp giden koca bir günleri ! Düşünün ki blender yok, çamaşır makinesi yok gibi bir şey, merdaneli falan, ütü zamanın teknolojisi, kurutma makinesi mi o da ne ? Sonra ne ara fırsat bulur günlere, davetlere ayaklarında bir karış topuklularla yetişirlermiş, ağzım bir karış açık dinlerim, içten içe utanarak tabi ! Yahu tahmin edilebilir tek avantaj buldum, bebekleri iş güç arasında eğlendiren neneler dedeler, kalabalık aile ortamı.. Başka da bir şey yok! Ya tüm bunlar şehir efsanesi, annem beni gaza getirmek için masallar anlatıyor hala.. Yada, ki bu ihtimali düşünmek dahi istemiyorum ama öyle böyle beceriksiz değiliz !