KNIDOS ANTİK KENTİ / DATÇA


Knidos yazıma, orada en keyif aldığım yerden; deveboynu deniz fenerinden başlıyorum !
Akdeniz ve Ege’nin birleştiği, Anadolu’nun Akdeniz’e uzanmış en uç noktasında..
Sağım Ege, solum Akdeniz,
karşımda sönmüş volkanik tepesiyle meşhur Nisiros Adası..
tüm isyanlarıma ve kavurucu sıcağa rağmen yürümem için beni gaza getiren kardeşime, sevdiceğime ne kadar teşekkür etsem az..
Fenere vardığımızda bizi karşılayan uçsuz bucaksız masmavi manzara, başarmanın verdiği haz, Akdeniz ve Egeyi aynı anda kucaklayabilmek,
yolun zorluğunu da yorgunluğunu da unutturdu..
özetle;
yolu Datça’ya düşen herkesin kesinlikle yaşaması gereken bir deneyim..

Deveboynu Fenerine ulaşmak için;
şahane rehberimizin eşliğinde 40 dakikalık yürüyüş / tırmanış..
fenere giden yolun başlarda, daha doğrusu çok kısa bi süre çift şerit olup gaza getirdiği doğrudur 🙂

Fotoğrafta, ayağımızdaki parmak arası şıpıdak terlikler hayret verici gerçekten ama mantıklı bi açıklaması var;
o şahane gezi planlı değildi, öyle lambur lumbur çıktık soluğu knidosta aldık 🙂
Datça’da daha çok şöyle oluyo ; hadi gidelim – nereye ? işte.. o nereye’nin ucu açık, bi yarım ada düşünün her koyundan denize girilebiliyor, her yeri keşfe, keyfe açık.. Alternatif üretmenize program yapmanıza “nereye” diye düşünmenize bile gerek yok..
velhasıl, şayet knidos’a gidip bide fenere tırmanmak gibi bi düşünceniz varsa, spor ayakkabı, su ve şapkayı atlamayın derim.


Knidos ;
Bilim, mimarlık ve sanatta da oldukça ileri bir kentti Knidos. Tarihin önemli isimlerine ev sahipliği yapmış bu antik kentte büyük astronomi ve matematik bilimcisi Eudoksus, Doktor Euryphon, ünlü ressam Polygnotos ve dünyanın yedi harikasından biri sayılan İskenderiye Feneri’nin mimarı Sostratos burada yaşadı. M.Ö 4.yy en ünlü heykeltraslarindan olan Praksiteles Atinalı olmasına karşın uzun yıllar Knidos’ta yaşamış, Knidos’un verdiği ilhamla bir çok ölümsüz esere imza atmıştır. Eserlerinin bir çoğu günümüze gelmemiş olsa da onlar hakkındaki bilgileri aslına uygun yapılmış kopyalarından alıyoruz. Bunların içinde en ünlüsü olan , “Knidos Aphrodite” heykeli günümüzde bile adı sıkça geçmekte , sanat kavramı olarak söz edilmektedir. Knidos’un bir önemli simgesi’de Knidos Aslanı’dır. Knidos Aslanı M.Ö 394’te Knidos önlerinde yapılan bir deniz savaşını kazanıp kenti işgalden kurtaran komutan Conon için yaptırıldı ve kızıl kayalıklara dikildi. Ama su kaynaklarının kuruması, depremler ve korsan saldırıları nedeniyle kent terk edildi, heykel’de unutuldu. İngiliz Subay-Arkeolog Sir Charles Newton, 1855 de üç günlük uğraş sonucu gemiye yükletebildiği heykeli ingiltere’ye götürmüştür.

Doktor Euryphon ve öğrencileri zamanının ikinci büyük tıp okulunu Knidos’ta kurmuşlardır. Eudoksus’un geliştirdiği ve dönemin büyük buluşu olan mevsimleri ve zamanı gösteren güneş saati, ören yerinde bugün de görülebilir. Tarihçi Strabon kenti kıyıdan Akrapolise doğru yükselen bir tiyatroya benzetir. İç ve dış limanı ikiye ayıran yarımada üzerinde özel binalar,
iç limanın üzerinden Akropolis’e hafif bir eğimle yükselen yamaçlarda oluşturulan setlerde ise topluma hizmet veren binalar kurulmuş.
Şehir 4 km’yi bulan surlarla çepeçevre sarılmış. Askeri liman ile Akropol arasında ve güneydeki ticari limana kadar geniş bir alanı kaplıyor. Surlarına kadar Mermer ile yapılmış bir şehirdir.
Deveboynu olarak bilinen yarımada eskiden adaymış. Baş kısmı karaya bağlanarak her iki yanında suni liman oluşturulmuş.


Dolgu alanına da geçişte kullanılmak üzere bir kanal açılmış.
Kuzey limanı askeri amaçla kullanılıyor, her iki yanında yuvarlak kontrol kulesi bulunuyor ve ağzı zincirle kapatılıyordu. Kontrol kulelerinden güneyde olanı bugün ayakta. Güneydeki iç liman ise daha büyük ve ticari gemilerin yanaştığı limandı. Knidos’un biri 20.000 diğeri 5.000 kapasiteli iki tiyatrosu var. Güneyde, ticari limanın yakınındaki küçük olanı. Akropoldeki büyük tiyatro ise, taşları ve mermerleri 19. yüzyılda gemilerle götürüldüğü için bugüne ulaşamamış.En tepede Apollon Tapınağı bulunuyor ve kent oraya doğru bir tiyatro gibi yükseliyor. Aşağıdaki Tiyatronun hemen üzerindeki Korint Tapınağı mimar Stratos’un eserlerinden biriydi. Kentte yapılan kurtarma kazılarından buluntular ören yerindeki küçük müzede sergileniyor.

HandeSuleymanoglu

1983 temmuz doğumlu, hayalperest, fotoğraf çekmeyi, kitap okumayı, resim yapmayı ve yazmayı seven, Aralık 2013' ün karlı bir pazartesi sabahı hayatına küçük prensesi ve onunla birlikte dünyanın ele avuca sığmayan en güzel aşkı girmiş, Bebeğiyle hayatı daha çok sevmiş, renklenmiş, şenlenmiş ve en büyük hayali kızıyla dünyayı gezmek olan bir anne..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir