UYUMADAN ÖNCE

küçük hanıma kendi kadar bi resim defteri alıp, bide resim çizdim içine 🙂
aslında defterden çok, gece yarısı bi heves yaptığım komik resmi görünce napıcak onu merak ediyorum 😄
her ne kadar her şey kocaman, oran namına bişey yok ve ilk okula dönüşse de olsun, arada el yapımı minik sürprizleri olmalı anne babaların..
bide küçük not yazdım; nice mutlu yıllar sonra okuyalım diye 💕

PROFESYONEL GÖRÜNÜMLÜ SEMPATİK HAMİLELİK / ÜÇÜNCÜ TRİMESTER

Artık çömezlik günlerini geride bırakmış, kıdemli bi hamileyim 🙂 Minik prensesimizin alışverişinin neredeyse tamamını 7.ayın başlarında gerçekleştirdik. Artık göbeğim devasa boyutlara ulaşmış, biri el uzatmadan oturduğum yada yattığım yerden kalkmak yerine yuvarlanır olmuştum 🙂 Aklıma geldikçe gülüyorum, yirmili yaşlarımdan sonra zerre çaba sarf etmeden 56 kilonun üzerine çıkmamış ben, tartıda 83üde gördüm ! ve ondan sonra saymamaya başladım, sanırım doğuma 85 kiloyla falan girdim 🙂
Geçtiğimiz cumartesi günü de doktorum Gülçin Uğurel AYDAR, çatı muayenesi sonucu sezaryen doğuma daha uygun olduğumu ve artık gün belirleyebileceğimizi söyledi. Şuan 38 haftalık hamileyim ve inşallah 2 Aralık 2013 günü sabah saatlerinde doğum için Konak Hastanesinde olucaz. Heyecan dorukta, minik prensesimizi sağlıklı bi şekilde kucağımıza alacağımız anı bekliyorum.. Allah bize de, dileyen herkese de bu güzel duyguyu yaşamayı nasip etsin inşallah..

PROFESYONEL GÖRÜNÜMLÜ SEMPATİK HAMİLELİK / İKİNCİ TRİMESTER

4. Ay itibariyle artık göbeğimdeki çıkıntı iyiden iyiye kendini gösterir hale geldi, bulantılar, halsizlikler ve hastalık hissi sağlayan haller, yerini iştah patlaması, aş erme denen enteresan şey gibi sevimli belirtilere bırakıp gitti 🙂 Artık hamileliğin eğlenceli döneminin içine dalmış, üzerimdeki ilginin tadını çıkarmaya, bırakın yumurta kırmayı, dolaptan kahvaltılıkları alıp kendini doyurmak yerine aç kalmayı seçen kocamın “canının istediği bişey var mı, aşkım bak sana ne aldım, ne yapayım sana ne istersin” sorularıyla şaşkınlığın doruklarına tırmanmaya başladım 🙂 Bulantı dönemini yaptığı şahane tostlarla atlatmamın ardından, peynirli kek, pasta, dolma, çorba, börek ve daha pek çok rüyamda görsem inanmayacağım aşkımın ellerinden çıkma lezzet denemesinin ardından anladım ki hamilelik güzel şey 🙂
O keyifli anların yanında artık iyice kafanızı meşgul etmeye başlayan bi mevzu var ki; o da bebeğinizin cinsiyeti 🙂 kız mı erkek mi? ne isim koyabiliriz? kılık kıyafet almaya ne zaman başlasak? beşik mi oyun parkı mı? ve daha bi dünya soru.. 4,5 aylık hamileyken nihayet bebeğimizin cinsiyetini, dünyaya minik bir prenses geleceğini öğrendik ve o sevinçle kendimizi en yakın e-bebek mağazasında, birbirinden tatlı bebek eşya ve kıyafetlerinin içinde bulduk. Detaylı alışveriş için biraz daha beklememiz gerektiğini bilerek, hevesimizi gidermeye yetecek kadar pembelere bürünüp keyifle çıktık mağazadan 🙂 Sırada kapsamlı bir ihtiyaç listesi oluşturmak vardı artık ve sonrasında alışveriş için doğru zamanı beklemek..

PROFESYONEL GÖRÜNÜMLÜ SEMPATİK HAMİLELİK / BİRİNCİ TRİMESTER

Bizde herkes gibi “acaba mı” dediğimiz anda minik plastik bi cisimle tanıştık ve eşimin “tek çizgi mi, çift çizgimi, tek mi çift mi, tek mi çift miii” diye sayıklayışının ardından, benim sonradan beliren ikinci çizgiye odaklanışım, şaşkınlığım, güleyim mi ağlayım mı bilemediğim hallerim, eşimin benden daha sakin ama komik halleri, birbirimize sarılışımız, na’pıcağmızı bilemeyişimizle başladı herşey 🙂
Şaşkınlığımı atlattıktan hemen sonra, doktora gitmeden “tamam” demiyelim, kendi kendimizi gaza getirmeyelim dedim ve ilk dr kontrolümüzden sonra 5,5 haftalık hamile olduğumu, henüz kesemin yeni oluşmaya başladığını, bi sonraki kontrolde de inşallah kalp atışlarını duyacağımızı öğrendik.. Bu defa da kalp atışlarını dinlemek adına beklediğimiz 2 hafta sonraki kontrolü iple çekmeye başladık ve çok şükür sonrasında 2 aylık hamile olduğumu öğrendik.. Doktorum bulantıların başladı mı diye sorduğunda, büyük bi keyifle “hayır” demiş, ertesi gün hiç bişey yiyemeyecek kadar bulantım olduğunu faarkettiğim de o keyiften eser kalmamıştı.. Sonraki günler, bitmek bilmeyen bulantılar, bişeyler yiyememenin getirdiği halsizlikler, yatakta fazlaca vakit geçirmekler, “hamilelik hastalık gibi bişeymiymiş” diye düşünememe neden olan hayal kırıklıklarıyla geçti.. Oysa ben sadece göbek şişer, içinde bebek büyür, 9 ay regl olunmaz falan diye tamamen basite indirgemiş, durumu kendi açımdan keyifli kılmaya çalışıyodum.. Ama hiç de öyle değilmiş..
Derken; yemeği fazla kaçırmış yada regli günü hayli geçmiş gibi görünen göbişi saymazsak, hamile gibi görünmeyen bi bedenle, yeni ve düşük tehlikesi nedeniyle fazlasıyla korumam gereken mevcut durumum arasında yaşadığım gelgitler, bulantılar ve halsizliklerle dolu ilk 3 ayı geride bıraktık çok şükür..

BEBEK ODALARI DEKORASYON ÖNERİLERİ


Ada’nın odasını ilk yerleştirdiğimiz günü hatırlıyorum da, oradan çıkasım gelmemişti 🙂
Doğuma 1 ay falan kala eşimin baskıları sonucu (ciddi ciddi tutturdu diyebilirim) karyola yada beşik almak yerine KRAFT’ın pembe bir oyun parkını aldık. Nedeni; portatif ve yatak haricinde bebek için güvenli bir oyun alanı sağlamasıydı.. Sonrası tamamen memnuniyetsizlik, öyle ki ayrıca bi sayfa yazdım bununla ilgili, merak edenler buyursun; http://prensesveannesi.com/wp-admin/post.php?post=342&action=edit

Neredeyse ilk 6 ay bebeğin anne babasının odasında yatacağını düşünecek olursak, kullanışlı ve şık bir bebek odası için dekorasyon çalışmalarını doğumdan sonraya ertelemek bence çok daha mantıklı.
Bu süreçte ihtiyaç ve fikirler de sürekli şekil değiştirebiliyor çünkü ve en çok lazım olan şey ilk etapta kıyafetler için bir dolap, çekmece yada o tarz bir depolama alanı. Bezler ve bakım malzemeleri için büyük, dekoratif bir sepet hem oda hazırlayana kadar iş görebilir, hem de gayet şirin durur. İnanın ilk birkaç ay fazlasına ihtiyaç yok..

Yinede doğum öncesi yada sonrası, aklı karışanlar, bi türlü karar veremeyenler için her biri ayrı şirin birkaç dekorasyon önerisi derledim,
sevgiler..

JOJOBA / Simmondsia Chinensis


Üniversitedeyken ilk ödev konumdu, bu yüzden ayrıca bi sempati duyarım kendisine 🙂
Güzel bi slayt gösterisi ve bitsede gitsekçi dinleyenlerin dikkatini dağıtmadan, keyifli bi konuşma hazırlamam gerekiyordu.. Kolay olmadı tabi, onca latince kelime, az daha zorlasam eczacı olurdum, ben bu bölüme ne diye geldim kafası .. Sonunda emeğimin karşılığını aldım ama ! 2 hafta içinde baktığım her yerde Jojoba görmeye başladım 🙂

Biliyorum ki hala bu enteresan bitkiler ödev konusu olmaya devam edecek, yada meraklısı için başlı başına bi uğraş.. Bende zamanında derlediklerimi paylaşmaya karar verdim, işinize yaraması dileğiyle..

Jojoba, çok yıllık, çalımsı ve kurağa dayanıklı bir çöl bitkisidir. Arizona, Kalifornia ve Meksika’dan Sonoran çöllerine kadar olan yerlerde doğal olarak yetişmektedir. Jojobanın son yıllarda çok popüler olmasına karşın kullanımı yeni değildir. Çok eski zamanlarda dini törenlerde kullanılmak üzere parfüm ve boya yapımında jojoba yağından faydalanılmıştır.

Kaliforniya ve Sonara çölü yerlileri tarafından deri kanseri ve yaraların tedavisinde kullanılmış, 1933 yılında da Jojoba tohumundan elde edilen yağın diğer bitkilerden elde edilen yağlardan farklı olduğunu ve bu yağın balinalardan elde edilen yağla benzer özelliğe sahip olduğu keşfedilmiştir.

Sanayide kullanım alanları öğrenildikten sonra yetişmesi uygun ülkelerde ticari amaçla yetiştirilmeye başlanmıştır. Şu anda ise A.B.D, İsrail, Mısır, Avustralya, Arjantin, Brezilya, Paraguay, Venezuela, Libya, Sudan, Kenya, Kuveyt, Hindistan, Nijerya, Japonya ve Avrupa Birliği üye ülkeleri Jojoba yetiştiriciliği konusunda her türlü imkanı değerlendirmektedirler.

Türkiye’de yapılan çalışmalar sonucunda jojoba ekiminin yaygınlaşması ile birlikte ekonomiye büyük katkı sağlanacağı beklenmektedir.

Antalya ve Adana’dan olumlu sonuçlar alınması sonucunda ise İzmir, Denizli, Konya, Ağrı, Elazığ, Ankara, Malatya, Afyon, Yalova, Mersin, Aksaray, Adıyaman, Nevşehir ve Kayseri’de de jojoba ekimine başlanmıştır. Bitkiden elde edilen yağa firmalardan özellikle Amerika ve İsrail’den talep gelmektedir. Jojoba bitkisi geleceğin en karlı yatırımları arasında yer almaktadır.

Jojoba yağının saflığı, kokusuz olması ve bozulmaması, Anti aging (hücre faaliyetini arttırıcı, gençleştirici) yapısı nedeniyle kremlerde ve merhemlerde tercih edilmektedir. Jojoba endüstrisi, günümüzde, kozmetik alanda 400 çeşit ürüne hammaddelik yapmaktadır. Bununla birlikte kimya sanayinde de pek çok yeni kimyasallar üretilmesiyle, endüstriyel alanda oldukça ümit vaat etmektedir.

Mesela, jojoba kaynaklı yağlayıcılar oldukça ümit vericidir. Uygun formüle edilmiş bir katkı maddesiyle mükemmel bir yağlama özelliğine sahip ve uzun ömürlü Dabıl’ap gibi bir yağlayıcı olarak kullanılabilir.
Jojoba yağından elde edilen türler, kopmayı önleyici maddelerde, deterjanlarda, dezenfektanlarda, nem emicilerde, emülsiyonlaştırıcılarda, Plastikleştiricilerde, Koruyucu kaplamalarda, Reçinelerde ve Yüzey aktif maddelerde kullanılmaktadır.
Hidrojenleme yöntemiyle yağlar yarı katı maddelere dönüştürülürler (margarin yağları gibi) fakat hidrojenleme jojoba yağını beyaz kristalimsi balmumu gibi bir yapıya dönüştürmektedir. Bu katı yağ mum yapımında; araba, yer, mobilyası, ayakkabı cilalarında, meyveleri mumlama parlatmada, pillerin ve kabloların izolasyonlarında tozsuz tebeşir, renkli kalem ve sabunlarda kullanılmaktadır.

Yüksek sıcaklık ve basınçta çalışan makinelerin yağlanmasında rafine edilmeksizin saf olarak kullanılır olması, Uzay araçlarında, Füzelerde Uçak motorlarında kullanılan bu yağın otomobil motorlarında motor yağı olarak kullanıldığında 200. 000km yapabilecek özelliğe sahip olması (Motor yağına katılan bir miktar jojoba yağı sayesinde aynı yakıtla alınan yolu 3-5 misli artırmaktadır).

Saat gibi çok hassas makinelerin yağlanmasında kullanılır olması, Sabun, şampuan, kozmetik, saç besleyicileri, deterjan, krem, ilaç yapımında kullanılması, matbaa mürekkebi, lastik, yapıştırıcı gibi bir çok maddenin yapımında hammadde olarak kullanılması. Yağı alındıktan sonra kalan küspedeki iştah kesici Simmondsia maddesi alındıktan sonra içerdiği yüzde 30-35 protein nedeniyle hayvan besiciliği sektöründe kullanılmasıdır.

Dünyada ve Ülkemizde Jojoba ile İlgili Yapılan Çalışmalar Jojoba yağının önemini belirledikten sonra birçok ülke Jojoba üretimini ön plana almıştır, Başta ABD ve İsrail olmak üzere Meksika, Avustralya, Arjantin, Brezilya, Paraguay, Venezüella, Libya, Mısır, Hindistan Sudan, Kuveyt, Nijerya, Kenya, Japonya, Çin ve Avrupa Topluluğu ülkeleri Jojoba yetiştiriciliği konusunda her türlü imkânı değerlendirme yoluna gitmişlerdir.

Bulunduğunuz bölgede bilgisayarlı çimlendirme tesisi varsa, 40 50 cm lik siyah torbalara toprak harcı doldurulur, yüzeyin iki üç santim altında kalacak şekilde her torbaya dörder veya altı şar çekirdek konulur, karanlık bir ortamda 24-30 derece sıcaklık ta 20 gün bekletilir filizlenen torbalar seraya alınır serada en fazla bir yıl tutularak, ilkbahar, yaz ve sonbaharda torbalar içerisinde ekileceği araziye getirilir, sıra üstü 1, 5 sıra arası 3 metre olmak üzere, kökteki toprağı dağıtmadan, torba kesilip alınır. bir dönümde açılacak 160 ocağın tamamına dörder veya altışar fidan halinde ekimi yapılır, can suyu verilir. hayvanlardan korunması için jojoba bahçesi etrafı uygun bir çitle çevrilir.

Zeytin yetişen iklimler jojobaya da uygundur, ekimi yapılan bölgede kış aylarında don olayı oluyorsa, 3 yıl kasım ayından mart sonuna kadar alçak tünel sera yapılarak don olayına karşı korunur, 4. yıl kökler yeterli derinliğe ineceğinden dal ve yapraklarda kuruyan olsa da, zeytinde olduğu gibi kökler den aldığı kuvvetle ilkbaharda tekrar filizlenecektir.

İkinci veya üçüncü yıl numune kabilinden ürün vermeye başlayıp her yıl verimini arttırarak olgunluk döneminde, 1 dönümden 8 ton kadar ürünün hasadı eylül ayında yapılır, 1.5 dolardan piyasası olan jojoba çekirdeği, üreticisine zararı unutturacaktır. Yağı rafine edilmeden, bütün endüstri dallarında kullanılan jojoba yağı, motor yağı olarak kullanıldığında uzay araçları, füze, uçak, bütün kara ve deniz araçları motorlarında 200.000 km yağ değiştirmeden yol aldıran. yakıt’a katkı maddesi olarak konulduğunda 3 kat performans sağlayan.

Ham yağ olarak yemeklerde ve kızartmalarda kullanıldığında. anti aging (gençleştirici) özelliği olan, 27. kızartma da alınan numunede, ilk seferki gibi taze olduğu laboratuarda tespit edilen, kanserojen olmayan ilaç ve kozmetik sanayinin de ham maddesi olan jojoba’nın ülkemizde yaygınlaştırılması için tarım köy işleri bakanlığı, çevre ve orman bakanlığı enerji ve tabii kaynaklar bakanlığı başbakanlık sırap projesi ile birlikte entegre bir çalışma oluşturulmasına kuraktan çatlamış toprağın bir damla suya olan hasreti gibi hasrettir. Yağ fiyatlarının değişebilir olmasına rağmen jojoba endüstrisi hızlı bir yükselişe çıkmıştır.

Yağ şimdilik varillerde elde edilebilmektedir fakat yakında tanker ve tankları dolduracaktır. 1986 da Kuzey Amerika’da jojoba yağı üretimi 450. 000 kg dır. Üretim 1987 de ikiye katlandı ve daha sonraki yıllarda da katlana katlana devam etmektedir Yaklaşık olarak Jojoba yağı üretimi gelecek sekiz yıl içerisinde yıllık olarak 1 milyon tona ulaşacaktır.

Kullanım Alanları
Jojoba,yağı üstün bir yağlayıcı olması nedeni ile yüksek devirli makinelerde, alet ve metal kesme işlerinde kullanılmaktadır. Değişik sıcaklıklarda stabil bir sıcaklık göstermektedir. Bu özelliği ve süper nemliliği nedeniyle Jojoba yağı sürtünmeyi önemli ölçüde azaltmakta ve bu da çalışan makine parçalarının aşınmasını önlemektedir. Penisilin üretiminde köpürmeyi önlemektedir.

Jojoba yağı diğer bilinen yağlardan çok üstündür. Anlaşılması güç fakat gerçek olarak jojoba yağı bu işlemde önemli bir etkiye sahiptir. Penisilin üretimi için jojoba yağı kullanılırsa yerfıstığından 6 kat daha az yağ tüketilmektedir. Bu da %15-20 daha fazla üretim demektir.

Jojoba yağı E vitamince zengindir. ve tıpta, küçük çizik, kesik, sivilce, püstül, saç ve deri bozukluklarında yenileyici ve %100 saflığı nedeniyle yapay kalplerde yağlayıcı olarak ta kullanılmaktadır.

Olağanüstü deri yumuşatıcı özelliği bulunmaktadır. Ayrıca güneş yanıklarına karşı kullanılmaktadır.
Jojoba asla soğutma ve buna benzer özel muamele olmadan bozulmadan ekşimeden kalabilmektedir. Bu çok uzun süreli raf ömrü besin endüstrisinde kekten pişirme yağına kadar her şey için besin endüstrisinde önemli bir şeydir.
Yağsız, kalorisiz, kolesterolsüz pişirme ve salata yağı olarak kullanılması hayal edilmektedir. Günümüzde çok sayıda uluslararası şirket böyle bir yağı piyasaya sürmek için uğraşmaktadır.

Jojoba yağının ekşimediğini ve sonsuza kadar bozulmadığını gösteren araştırmaları Kalifornia Üniversitesi yapmıştır. 27 parti cin mısırını aynı jojoba yağı ile pişirmişler ve 27. mısırın ilk mısır kadar taze olduğunu görmüşlerdir. Bu fastfoodlar da her zaman için taze yağla patates kızartma imkanı tanımaktadır.

Jojoba ayrıca doğal bir iştah bastırıcı olan simmondsini içermektedir. Diyetlere yardım olarak şekerli çubuklardan, çikolata, tatlı, içeceklere kadar her şeyin içerisine katılabilmektedir.
Hidrojenle doyurulmuş formunda Jojoba bir ciladır. Sertlik ve parlaklık kalitesi ile mobilya, yer, otomobil cilası ve uzun süre yanan mumlar gibi direk kullanım alanları sağlamaktadır.

Kozmetiklerde göz ve deri enfeksiyonlarını önlemek amacıyla bakteri ve mantarlara karşı koruyucu özelliği bulunmaktadır. Kızılderili bitkisi olarak da bilinen jojoba uzay teknolojisinden, kozmetiğe; enerjiden ilaç sanayisine kadar birçok alanda kullanabiliyor. Bu yüzden jojoba bitkisi dünyada büyük rağbet görüyor. Jojobanın bizdeki adı keçifındığıdır.

Jojoba Türkiye hariç hemen bütün komşularımızda (ki 1984 – 1985 yıllarında ilk ürünleri almaya başlamışlardır) ve birçok ülkede yetiştiriliyor.

Jojoba bitkisi de Türkiye tarımı için alternatif olabilecek bir ürün. Yapılan araştırmalar, jojoba üretimi için Akdeniz, Ege ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki fakir ve çorak arazileri uygun ekim alanları olarak gösteriyor.
Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Semih Tangolar, TÜBİTAK Adana Üniversite-Sanayi Ortak Araştırma Merkezi (ÜSAM) ile ”jojoba yağı projesi” yürüttüklerini söyledi.

Bio Teknoloji firması yönetim kurulu başkanı Mehmet Aydemir Kızılderilier’in anavatanı ABD olan jojoba yağının yüz yıllardır, yemeklik yağ ve kahve içeceği olarak kullandığını söyledi.

Aydemir, ABD’nin uzay araçlarında 1977’ye kadar balina yağını kullandığını ancak, Birleşmiş Milletler’in getirdiği av yasağının ardından yeni yağ arayışına yöneldiğini anlatarak, ”Yasak sonrası yapılan araştırmalarda jojobanın motor yağı olarak 200 bin kilometreye kadar kullanıldığı belirlendi” dedi. Jojobanın bu gelişme üzerine dikkat çeken bir bitki haline geldiğini kaydeden Aydemir, şöyle konuştu: ”Jojoba, uzay, gıda, ilaç, kimya, kozmetik, enerji ve yağlama endüstrilerinin ender bulunan hammaddesidir. Sulama, ilaçlama ve gübre ihtiyacı duymayan ürünle, kurak ve kırsal arazilerin verime kavuşturulması mümkün. Stratejik öneme sahip bir bitki olduğu için hiç bir ülke tohumunu satmak istemiyor, sadece yağını satıyor. Yağın kilogramı yurt dışından 25 dolar civarında alınıyor. Bu pazarı iyi değerlendirebiliriz. Türkiye, jojobanın üretim üssü olabilir.”

Bitki yaglarından farklı olduğu belirlenmiş ve yağının Kaşalot adlı sperm balina yagına denk olduğu belirlenmiştir.Yağı, zeytin yağı üretim teknikleri ile aynı olan yağ elde edilmesi , açık sarı renkte , doymamış çok fazla stabil ve saftır. Çok çeşitli alkol grubu ve yağ asitlerinden oluşmuştur.Yüksek sıcaklığa dayanıklı , yüksek basınçta tam not olan ve temas yüzeyine yapışan jojoba yağı ağır iş makinelerinin çok fazla ihtiyaç duyduğu bir yağdır.

Uçak , füze motorlarında kullanılmakla beraber oto motor yağın alanındada başarılı sonuç vermiştir (araç 190.000 km yol yapabilmektedir. Jojoba yağı çok ince olduğu için hassas makinelerin yağlanmasındada kullanılmaktadır.Yağın okside olmadan uzun süre bekleyebileceği kanıtlanmıştır.Tohumunun ise bulmadan saklanabildiği ve tohumdan elde edilen yağın yirmi dört yıl bekledikten donra verdiği yağında ilk günkü verimi verdiğide kanıtlanmıştır.
Matbaa Mürekkebi , mum , reçine ,lastik , yapıştırıcı , koruyucu kaplama , araba ayakkabı kagıt cilası , sabun , saç besleyicileri , deterjan , şampuan , krem , ilaç üretimi , ürünlerde katkı maddesi olarak kullanılmaktadır.

Yağ elde edildikten sonra kalan küspesininde %30-35 oranında protein içermektedir .Simmondsia
mandesi çıkarıldıktan sonra hayvan yemi olararakta kullanılmaktadır. Tohumlarında %50 yag bulunmaktadır.

Bir adet jojba bitkisinden; 5 yaşında 500g
12 yaşında 2.500g
25 yaşında 14.000g tohum elde edilir.

in english ;

Plant Name

Scientific Name: Simmondsia chinensis
Synonyms: Buxus chinensis, Simmondsia californica
Common Name: Jojoba

Plant Characteristics

Duration: Perennial, Evergreen
Growth Habit: Shrub
Arizona Native Status: Native
Habitat: Desert, Upland
Flower Color: Inconspicuous (yellowish green)
Flowering Season: Winter, Spring, Summer. It blooms anytime from December to July.

SANDAL AĞACI / SANTALUM ALBUM


Olmayan bahçemde yetiştirmeyi hayal ettiğim, şimdilik sadece kokulu mumlarıyla yetindiğim ve kokusuna hayran olduğum 3 muhteşem bitkiden biri; sandal ağacı ..
Diğerleri de parfüm, duş jeli, sabun, losyon falan aklınıza ne gelirse, neredeyse her şeyde kullandığım; lavanta ve vanilya, ki ilk fırsatta onları da yazmak istiyorum.
Bitkileri araştırıp, yazmak okuldan kalma bi alışkanlık bende. Özellikle sunum hazırlarken falan bu derlenmiş yazıların hayli faydası oluyor.

Santalum album, Santalaceae (zambakgiller) familyasından tropik bir ağaçtır. Hoş kokusu ve tıbbi yararlılıkları ve kaliteli ağaç dokusu sebebiyle ticari olarak da yararlanılmaktadır. Kültür türleri ticari amaçlı olarak insan eliyle yetiştirilse de, doğadaki yabani sandal ağaçlarının durumu azalan orman alanları ve kesilen ağaçlar yüzünden büyük tehlike altındadır. Bu ağaç Türkiye’de sıklıkla halk arasında “sandal ağacı” olarak da adlandırılan koca yemiş ile akraba olan Yunan Çilek ağacı Arbutus andrachne ile karıştırılmakta ve bu türle hiçbir alakası bulunmamaktadır.

Sandal ağacının boyu 4 ila 9 metre arasında değişir ve 100 yaşına kadar yaşayabilir. Kökler dik iken gelişi güzel yayılmaya başlar. İnce, mızrak biçiminde yaprakları vardır. 3 yıl içinde büyüyen ağaç meyve verecek hale gelir ancak tam veriminde ağacın meyve verebilmesi beşinci yıldan sonra görülür. Azonal** topraklarda yetişir. Hoş kokusu sebebiyle dallarından ve gövdesinden özellikle Hindistan ve Uzak doğu’da tütsü üretiminde yararlanılır, bunun dışında ağaçtan elde edilen kokulu yağ, sanayi ve parfümeri de kullanılır.

Sandal ağacının ana vatanı Hindistan yarımadası, Avustralya ve doğu Endonezya’dır. Günümüzde ise Çin, Sri Lanka, Filipinler gibi çeşitli ülkelerin ormanlarına yayılmıştır.

Azonal Toprak**

Horizonu yani belirgin bir katmanı olmayan eğimli sahalarda oluşan topraklardır. Bu topraklar ülkemizde pek fazla geniş alanlar kaplamazlar. Toplam yüz ölçümde ancak % 10 kadar saha azonal toprak alanıdır. Vadi tabanları, delta sahaları ve hafif eğimli yamaçlarda çökelmiş depo dolgularından meydana gelen bu topraklarda horizonlaşma görünmez.
Ülkemizde bu toprakların görüldüğü başlıca yerler; Çarşamba, Bafra, Seyhan, Ceyhan, Asi, Göksu, Sakarya deltaları ile Küçük, Büyük Menderes ve Gediz, Bakır Çay, vadi olukları Muş, Erba, Niksar, Erzurum ovalarıdır. Bu sahalarda yer alan toprakların fiziksel ve kimyasal özellikleri ise tamamen akar suyun taşıdığı ana malzeme ile yakından ilgilidir. Bu topraklar genelde iyi drene olmuş verim kabiliyeti yüksek tarıma elverişli topraklardır.

about in english Santalum Album ;

Family: Santalaceae
Genus: Santalum
Species: album
Author: L.
English name: Sandalwood
Description: Small evergreen glabrous tree. Leaves opposite, 3.5-6.5 cm long, entire. Flowers brownish-purple, in branched inflorescences. Fruit a black drupe about 1.2 cm in diameter.

GÜNE İYİ BİR BAŞLANGIÇ


İlk olarak tatil için ailemin yanına gittiğimde annem sayesinde keşfetmiş ve uygulamak için 2 ay beklemiş olmalıyım ki, ancak dün aklıma geldi 🙂 Aslında pek çoğumuz tarafından bilinen ve hat safhada kolay olmasına rağmen ihmal edilen bir yöntem.. Bu nedenle, özellikle sabahları 1 bardak ılık limonlu su içmenin sağlığa faydalarını yazmaya karar verdim ki, belki hayata geçirmenizde bi parça etkisi olur 🙂
Suyun ılık olmasının nedenini de, vücudun soğuk ya da çok sıcak suyu sindirmesi için daha çok enerjiye ihtiyacı olabilir diye düşünüyorum. Tıpkı aşırı sıcak havada buz gibi bi bardak su içtiğinizde hasta olma riskinizin çok yüksek olması, yada aşırı soğuk havada çok sıcak her hangi bi içecek tükettikten hemen sonra boğazınızda ısıya bağlı bir reaksiyon meydana gelmesi gibi..

Beynin ve sinir sisteminin daha hızlı çalışmasını sağlar; İçeriğindeki potasyum sayesinde depresyondan ve unutkanlıktan kurtulmanızı sağlar.

Bağışıklık sisteminizi destekler; Limonda bol miktarda bulunan C vitamini ve potasyum kan basıncını düzenler, beyni uyarır ve soğuk algınlığı ile savaşmanızı sağlar , aynı zamanda kan basıncını kontrol altında tutmaya yardım eder.

pH değerini dengeler; Ph seviyenizi düzenlemek sizi pek çok hastalığa karşı korur. Her gün limonlu su içerseniz vücudunuzun toplam asitlik oranını düşürebilirsiniz.

Solunumla alakalı sorunları azaltır; Limonlu ılık su antibakteriyel özelliği sayesinde göğüs enfeksiyonlarından kurtulmanızı ve öksürüğün azalmasını sağlar.

Kilo vermeye yardımcı olur; Pektin lifi limonda bol miktarda bulunur ve bu da yemek yeme isteğinizin önüne geçer, metabolizmanızı güçlendirir, şişkinliğinizi atmanızı sağlar.

Sindirime yardım eder; Limonlu su midenizi sakinleştirir ve antiseptik işlevi görerek detox yapmanızı sağlar. İstenmeyen maddelerin vücuttan atılmasına yardım eder ve safra üretimini destekler.

Cildi temizler; C vitamini sayesinde kandaki toksinleri temizler. Bu da, cildin temiz kalmasını, kızarıklıklardan ve ince çizgilerden kurtulmasını sağlar.

İdrar söktürür; Limon vücuttan idrar çıkışını artırır, toksinlerin daha hızlı atılmasıyla vücudun temizlenmesine yardım eder.

Solunumla alakalı sorunları azaltır; Limonlu ılık su antibakteriyel özelliği sayesinde göğüs enfeksiyonlarından kurtulmanızı ve öksürüğün azalmasını sağlar.

Brüt Maaş – Net Maaş

Merhaba;
Yılın bu zamanları başlar zam telaşları. Zarflar ulaşır ve zamlı maaşınızı görürsünüz. Bir hüsran, bir belirsizlik ile rakamlara bakarken soru takılır akla: “Bunun neti ne kadar ki?” Malum, çalışanların en büyük derdidir kümülatif vergi, aylar geçtikçe dilimler aşılır ve alınan vergi çoğalır, yıl sonu kuş kadar maaş ve şişmiş faturalarla perişan olursunuz..

Konunun özetine gelirsek, güzel bir web sitesi buldum, brüt maaşı nete çeviren. Paylaşmak istedim:

http://www.maashesapla.com/bruttennet.php

Brütten nete maaşa hesaplama

ANNELER GÜNÜ MÜ OLURMUŞ

80

Derdim hep.. Anne olunca değişmedi iş tabi, en azından tamamen.. Aslında hala, kısmen aynı kanıdayım ama biraz daha törpülendim diyebilirim. Eskiden sadece, bu ıvır zıvır günlerin çoğunun maksadını aşıp, pek çoğunuz gibi ticari unsur haline getirildiğini, en yalın haliyle insani duyguları sömürdüğünü düşünürdüm. Şimdiyse, zaten her şeyin sömürü mantığına dayalı olduğunu kabullenmiş bi bünye olarak, standart aile ortamlarını istisna varsayıp, hatırlanıp, biraz tebessümle günü renklenecek kadınların varlığı adına makul karşılar oldum.

Ailemiz, yuvamız bizim dünyamız olabilir ama dünya bizden ve gördüğümüz kadarından ibaret değil. Hayatı boyunca anneler günü kutlamamış bi kadının, bu yıl kutlama ihtimali belki milyonda bir ama onun bu güzelliği, sadece aile içinde farklı ve mutlu bir ortam yaratmak için evladına aşılama ihtimali çok yüksek. Burada mühim olan sevgiyi paylaşmak, paylaşmayı bilmeyenlere yol göstermek, biraz daha sevgiyle gördüğümüzden daha fazlasını güzelleştirmeyi amaçlamak dünyanın.. Çünkü ne oluyorsa sevgisizlikten oluyor diyenlerdenim ben.

Siz o ticari oyunlara gelmeden, başkalarını, bir yanı eksik olanların incitmeden, onlar için mutluluk dileyerek, kendiniz için küçük mutluluklar inşa ederek, hatırlanmayı, aile içi küçük gelenekleri evladınıza aşılayabilirsiniz.

Ben bunun için her 14 şubat, 23 nisan ve anneler gününde, rutinde de yaptığım gibi kitaplar almaya başladım kızıma. Başka bi sevgiye kucak açsın, daha okumayı bile bilmeden resimlerine bakıp hayaller kursun, önce sadece sayfalarını, kokusunu sevsin diye.. Hayatınızda ki en güzel şey küçücük bi evlatsa, ne koyarsanız koyun yanına yetmeyecek zaten anlatmaya sevginizi.. En iyisi sevmeyi öğretelim, insanca, saygıyla, her şeyi, tüm renkleri, evreni.. Benim anneler gününden de dayatılan tüm o “özel” günlerden de anladığım bu.. Sevmek ve her fırsatta birlikte öğrenmek.. Öyle göreceğiz o güneşli güzel günleri…

Anneler gününüz kutlu olsun,
sevgiyle..