KİNOALI TAVUK ÇORBASI

bu sıralar en sevdiğimiz çorbamız 😍 kinoalı tavuk çorbası 🍜

Yüksek besin değerlerinin keşfedilmesiyle önce Amerika’da, ardından tüm Avrupa’da nam salan Kinoa’nın tarihi aslında M.Ö.5000 yılına kadar uzanıyormuş. Tabi Türkiye’de bir kaç yıldır kullanıyoruz bu şahane bitkiyi.

Kinoayı, pirinç ve bulgurun yerine, tüm yemeklerde, çorbalarda, hamur işlerinde, salata, meze ve kahvaltılık gevreklerle kullanabilirsiniz.

Benzer yönleri olsa da buğdaygillerden olmayan kinoanın, tahıllara kıyasla besin değeri çok daha yüksektir. Bebeğinizin ayına göre beslenme rutinine dahil edebilirsiniz.

Kullanmadan önce, bir kaç dakika suda bekletebilir yada süzgeçte güzelce yıkadıktan sonra ekleyebilirsiniz, ben daha çok yıkayıp hemen kullanıyorum.

gelelim çorbayı nasıl yaptığıma 🙂
tavukları önden haşlıyoruz, ateşten almaya 15 dk. kala yıkayıp süzdüğümüz kinoayı ilave edip bi 15 dakika da kinoayla haşlıyoruz (ben beyaz kinoa kullandım) sonrasında ateşten alıp 10 dakika da kendi sıcağıyla haşlıyoruz.
sonra yumurta, yoğurt ve limonla yaptığımız terbiyeyi ekliyoruz.
baharatlar ve tuz keyfimize göre, ben yarım çay kaşığı kadar zerdeçal (elimden geldiğince her şeye kullanmaya çalışıyorum) bir tutam da karabiber ilave ettim. son olarak da blendırdan geçiriyoruz ama tavukları minnacık doğrayıp haşlarsanız blendıra gerek kalmıyor.

afiyet olsun 🙂

lif, protein ve vitamin oranı yüksek, bizim için de hem doyurucu hem de sağlıklı bi alternatif 💕 olan kinoanın faydaları için de şurada ayrıca bi yazı derledim 🙂

KİNOA

KİNOA

NASA tarafından uzaya gönderilen astronotların beslenmesinde kullanılan kinoa,
A,B,C,D ve K vitaminlerini bulundurmasının yanı sıra Lizin gibi temel amino asitler ve bol miktarda kalsiyum, demir ve fosfor içerir. 100 gram kinoa 372 kalori, 5,8 gram yağ, 69 gram karbonhidrat, 6 gram lif ihtiva eder.

Yenebilir tohumları için tarımı yapılan kinoa, Chenopodioideae alt familyasından bitki. Tahıllara benzer yönleri olsa da Buğdaygillerden değildir, ıspanak ve pancar gibi bitkilere daha yakındır.

Kinoa, Keçuva dilindeki kinua sözcüğünün İspanyolca söylenişinden gelmektedir. Kinoa tarımına Bolivya, Peru, Ekvador ve Kolombiya’nın And Dağları üzerindeki yörelerinde 3.000 ila 4.000 yıl önce başlanmıştır. Yine arkeolojik verilere göre günümüzden 5.200 ila 7.000 yıl öncesine kadar da insanlarca doğadan toplanarak yenmekteydi. İnkalar tarafından tarımı yapılır ve manevi değer atfedilirdi.

Kionanın bazı türleri ICBA’nın testlerine göre 40 dS/m düzeyinde tuzlulukta yetişebilmektedir.

kaynak: wikipedia

MUZLU EKMEK / BANANA BREAD

bi süredir instagramda en çok karşıma çıkanlardan biriydi ve bugün, hem tatlı hem de sağlıklı ne yapabilirim diye düşünürken, nihayet muzlu ekmek yapmaya karar verdim 😊

bu zamana kadar yaptığım en pratik ve leziz keklerden biriydi ! gerçekten yapımı da yemesi de inanılmaz keyifli..

kek diyorum çünkü yapı olarak tamamen keki andırıyor, yanında sıcak bi fincan süt yada bitki çayıyla, tadına doyum olmuyor 💕

2 büyük muz
2 yumurta
1 su bardağı tam buğday / kinoa / keçiboynuzu unu
1 fincan ceviz / kaju
1 fincan süt
1 fincan zeytin yağı / hindistan cevizi yağı
1 fincan yulaf ezmesi
1 paket kabartma tozu
1 paket bitter çikolata / isteğe göre
12 adet sicak suda yumuşatılmış hurma / isteğe göre

ben, çok yoğun ve tatlı olmasını istemediğim için hurma değil bitter çikolata kullandım.
un olarakta daha önce hiç denemediğim keçiboynuzu ununu kullandım.

muzları çatalla ezip, sırasıyla tüm malzemeyi karıştırıyoruz.

ekmek formunda görünmesi için dikdörtgen borcam kalıp kullandım.
160° 40 dakika pişiriyor ve afiyetle yiyoruz 💕

biz bayıldık, gerçekten nefis bi lezzet oldu. hatta az gelir sandım tabağıma 2 dilim aldım ama fazlasıyla doyurucuymuş, 2. dilimi zor yedim.
ilk defa hem tatlı hemde sağlıklı pişmiş bi yiyecek yaptım, hala inanamıyorum !
mutlaka deneyin,

sevgiler

ISPANAK SMOOTHIE


merhaba,
çiğ sebzelerle beslenmenin en lezzetli ve keyifli hali smoothieler sanırım 😊
kızımı da çiğ sebzelere alıştırmam da çok işe yaradı diyebilirim 😊
e görsellerin, biraz şirinleştirmeninde payı büyük tabi 😊

150 gr kadar ıspanak
bir kaç dal maydanoz
1 yeşil / kırmızı elma
1 muz
yarım limon suyu
isteğe göre 1 çay kaşığı rendelenmiş taze zencefil
ve içme suyu

iyi bi karışım elde edene kadar karıştırıp,
alışana kadar kahvaltı yanında,
sonra kahvaltıdan biraz önce,
alıştıktan sonra da öğün olarak içebilirsiniz 💕

tadı inanılmaz lezzetli ki alışma kısmı toklukla alakalı daha çok 😊

evde olan malzemelerle smoothienizi cesitlendirebilir,
mesela elma yerine armut koyabilirsiniz. o da şahane bi yağ yakıcı 💕

PANCAR KVASS

bir kaç hafta önce mayalamaya başladığım yoğurtları saymazsam ilk probiyotik çalışmam ve tek kelimeyle nefis bi lezzet diyebilirim! en ilginç tarafı içinde sirke yada limon olmamasına rağmen o hafif ekşi, turşu gibi tadı ! üstelik yapımı da hayli kolay.

yazının başında benim gibi daha önce duymayanlar için kvass nedir önce ondan bahsedelim;
kökeni eski doğu slav diline dayanan ve rusçada “maya” anlamına gelen kvass, bi zamanlar komünist kola diye adlandırılan ve esmer çavdar ekmeğinin mayalanması ile üretilen bir içecekmiş.

peki neden pancar kvass yapmalıyız ?

pancar, içerdiği yüksek mineral ve vitaminlerle, karaciğer ve böbreklerdeki detoks sürecine katkı sağlar. beta karoten ve folat bakımından zengin yapısıyla bağışıklık sistemini güçlendirip kan yapımına destek verir. potasyum, magnezyum, kalsiyum, brom, manganez, çinko, bakır, fosfor ve demir bakımından da zengin olan pancar, havuçla yarı yarıya karıştırılarak suyu içildiğinde alyuvarların sayısını yükseltir.
daha pek çok faydası olan olan pancarın probiyotik hali olan pancar kvass ise tüm faydalarını katlıyor.
özelikle avrupa ülkelerinde bağışıkık sistemini güçlendirmek için tercih edilen ve pancar suyunun doğal fermentasyonu ile ede edilen kvass, mayalanma sırasında içeriğinde yüksek miktarda probiyotik ve enzim oluşan, ev yapımı süper gıdalardan biri !
amaç fermentasyon yoluyla, laktobasilleri yani faydalı bakterileri beseyerek arttırmak.. artık ikinci beyin kabul edilen bağırsağı ve dolasıyla bağışıklı desteklemek.
Tarife geçmeden önce dikkat edilmesi gerekenlerden bahsetmem gerek.
Kullanacağınız sebzeler ilaçsız, doğal, taze ve günlerce dolapta bekletilmemiş olmalı. Benim ilk denemem öyle olmadı ama mümkünse yapacağınız gün almaya çalışın sebzelerinizi.
Kavanoz yada şişeleri de kullanmadan önce kaynar suda mutlaka steril etmek gerekiyor.

pancar kvass için gerekli malzemeler ;

2-3 tane orta boy pancar
3-4 diş sarımsak / kullanılmayabilir
1 tatlı kaşığı kaya tuzu
1 kahve fincanı / 50 ml peynir altı suyu / ev yapımı yoğurt suyu
1 dilim taze zencefil / kullanılmayabilir
1 lt kavanoz cam kavanoz
içme suyu
ve tane kimyon

ben migros da dahil bi dünya markete bakmama rağmen tane kimyon bulamadım, ama ikinci kvassımı kimyonlu denemek istiyorum.

pancar kvass tarifi ;

önce pancarları güzelce yıkayıp kabuklarını soyuyoruz ve küp küp doğruyoruz.
steril edilmiş kavanoza pancarları ardından da peynir atı suyunu ekliyoruz. peynir altı suyu yoksa, kaynamış sütü limonla kestirerek ede edebilirsiniz. yada direk mayalanmış yoğurt suyu da kullanabilirsiniz, ben öyle yaptım.
tuz ve diğer malzemeleri de ekledikten sonra kavanozun kapak kısmına kadar, arada 1 parmak kadar boşluk bırakacak şekilde içme suyu koyuyoruz.
basınçla patlama ihtimaline karşı kavanozu kapağıyla değil, streç filmle kapatıyoruz. isterseniz sadece üstünde duracak şekilde, tamamen oturtmadan kapakta koyabilirsiniz streç film yerine.
direk gün ışığı almayacak bi yerde 4-5 gün kadar bekletiyoruz.
ortamın ısısına göre mayalanma daha çabuk yada yavaş olabilir.
şayet üstünde beyaz kabarcıklar yani küf oluşursa problem değil, o tabakayı alın, kavanozun ağzını temizleyin yeter.

ortalama 5 gün sonra,
pancarları süzüp, kvassımızı yine steril edilmiş bi şişe yada kavanoza dolduruyoruz.
pancarları afiyetle yiyebiliriz, inanılmaz lezzetli oluyor !
kvassı da buz dolabına, kapağı bu defa iyice kapatılmış şekilde kaldırıyoruz.

kvass bekledikçe tadı farklılaşan bi içecek, her gün düzenli içtiğinizde -ki bizde bi kaç günde bitti! ilk yapıldığı günle iki hafta sonrası arasında hayli lezzet farkı oluyormuş.
birde pancar kvass lezzetine rağmen ilk andan itibaren bardak bardak içilebilen içeceklerden değil, az az içerek miktarı yavaşça arttırıyoruz. eşim ve ben başlarda yarım kahve fincanı kadar içtik, kızım bi tadına baktı ama sarımsaklı lezzetlerden pek hoşlanmadığı için içmedi maalesef. yine de benim için pancarın mevsiminde en sevdiğim probiyotik tariflerden biri oldu diyebilirim 🙂

sakın yazıyı uzun görüp üşenmeyin, elimden geldiğince detaylı anlatmaya çalıştım ama hazırlığı yarım saat falan anca sürüyor. mutlaka deneyin 🙂

TEMİZ BESLENME DİYE BİŞEY VARMIŞ !

2 satır yazıcam diye oturup, 2 sayfa yazıp bi başlık bulamayan ben 🙂 olmadan da olmuyo.. bulamıyorum da ! bula bula bunu buldum ! başlığa rağmen yazıyı okuyanları canı gönülden, sevgiyle kucaklıyorum 🙂
uzun aralıklarla yazınca iyice pas tutmaya başladığımı fark ettim, bide üstüne hazırladığım onca fotoğraf, birikmiş yazı varken, sabahın dördünde kalkan bünyeyi fırsata çevireyim dedim 🙂

bu sıralar ve nihayet, sağlıklı beslenmeye kafa yoruyorum, probiyotikler, çiğ sebzelerle yapılan tarifler falan deniyorum, öğreniyorum ama o kadar hamur işi alt yapılı insanlarmışız ki, sanki başka bi evrene geçiyomuşuzcasına bi terane oldu 🙂
kızımı çoğu zaman kendimi arındırmak için de bahane eden bi insan olduğumdan, “örnek ol-teşvik et” mantığıyla, ben çabuk adapte oldum ! ve tabi sebzeyi etten vs daha çok sevmemin de payı büyük bu kolay adaptasyonda. adoçko da hiç fena sayılmaz (bol bol tariferini ekleyeceğim, nefis smoothieler sayesinde birazda ) ama eşim için aynı şeyi söyleyemiycem, ama allahtan o da ayak uydurmaya çalışıyor bize 😀
akıl, kalp ve yavaş yavaş beden.. o küçük insanlar sayesinde kendi kendine olduğundan daha keyifli bi arınma oluyor. aslında bu da başlı başına bi konu da, başka zaman yazmak üzere asıl mevzuya dönelim..

bedenimize çok da iyi bakmadığımızı, hatta bi çöp kutusundan hallice gördüğümüzü yakın zamanda anladım, abur cuburla beslenen, ağırlıkla sadece damak tadımıza uygun, lezzeti zirvede evet ama besin değeri yerlerde hatta yok yiyeceklerle öğün geçiştirdiğimizi..

ilk önce, ada’dan uzak tuttuğumuz çikolata ve diğer tatlıları, kuytu köşelerde çaktırmadan mideye indirirken ayıpladım kendimi, ona hayır dediğin şeyi neden kendin yapıyorsun ? nerde dürüstlük ? madem tüü e kaka !

sonra yağlı, unlu, tuzlu, şekerli, yada fast food yiyecekleri tüketirken..

neden bunu yapıyoruz kendimize ? doğru olmadığını bile bile ? üstelik çoğumuz sanayi şehirlerinde, her şeyin hormonlusu, kirli havası, spor zaten yoka yakın, bir kaç adım atmak için bile yarım yada bir saat araba yolculuğu yapmak zorunda olmak ve stres döngüsündeyken ?

neden ?

buna karşın yeşillikler sadece instagram karelerine sığacak kadar hayatımızdalar, daha fazla değil..

bedenimiz ve benliğimiz bundan çok daha fazla özeni hak ediyor..

ve ben tüm bunlar kafamın içinde dönerken, yeni şeyler keşfetmeye, denemeye başladım, yakın zamana kadar sadece kızarmış tükettiğim; çiğ sebzeler, sadece kabızlık önlediğini sandığım; probiyotikler, onca sebzeyi çiğ ve bir arada daha önce bu kadar lezzetli tahmin bile edemiyceğim; smoothieler, sebze suları..

henüz şekeri tamamen ortadan kaldırmış değilim, ama eskiden günde 2 – 3 paket yediğim çikolata ve benzeri abur cuburları ayda 2 – 3 pakete indirmekte güzel 🙂 tüm gün çiğ sebzede yemiyoruz ama mümkün olduğunca öğün meyve ve çiğ sebzelerle beslenmeye çalışıyoruz ki bence o “çalışmak” kısmı bile bi defa denedikten sonra, şahane bi motivasyon oluyor insana !

mümkün olduğunca araştırıyorum, tek bir tarif bulup denemiyorum, onlarca tarif okuyup, en iyisini bulmaya çalışıyorum, her şeyden önce kızım da aynı şeyleri yiyor, içiyor.
herkesin uzman ve her şeyi en iyi bildiği bi mecra, haliyle bir o kadar da bilgi kirliliği mevcut.. bu yüzden çok araştırmak, en iyisini, güvenilirini bulmak ve denemek gerekiyor.

paylaştıklarım da ya kendi tariflerim, yada böyle didik didik araştırmaların mahsulüdür 🙂

velhasıl, tüm bunları anlamamamı, bir çikolatayla kendimi hem terbiye hem de motive etmemi sağlayan bıdık prenses, dönüp dolaşıp yine sana geldim,
iyi ki varsın, ne kadar şükretsem az..

sıra fırsat buldukça, keşfettiklerimi paylaşmakta..

görüşmek üzere,
sevgiler !

SARIMSAKLI YOĞURTLU BROKOLİ

brokoliden maximum fayda sağlamanın yolu diğer tüm yeşillik ve sebzeler de olduğu gibi çiğ yemekte ama hem leziz hem sağlıklı bi öğün için az haşlayarakta hazırlayabilirsiniz.

brokolinin büyüklüğüne göre bi tencerede suyu kaynatıp, içine, temizlenmiş, parçalara ayrılmış brokolileri atıyoruz. 10 – 15 dk orta ateşte haşlandıktan sonra sudan alıyoruz.

üzerine sarımsaklı yoğurt döküp, servis edebilirsiniz.
afiyet olsun 💕

ZERDEÇALLI SÜT

geleneksel bir hint ve ayuverdik içeceği olan zerdeçallı süt, bu bölgedeki insanlar tarafından genellikle yatmadan önce tüketilirmiş 🍼

biz geleneksel tarifin biraz dışına çıktık ve içine bide muz kattık, siz de yaparken dilediğiniz gibi tatlandırabilirsiniz.

zerdaçallı gece sütü için,
500 ml ılık süt
1 çay kaşığı zerdeçal
1 çay kaşığı tarçın
1 tatlı kaşığı çam balı
1 muz

tamamını blendırdan geçirdikten sonra hazır 😋 fırsat buldukça, uyumadan önce mutlaka içilesi bi lezzet 💕

muzsuz yapmal isteyenler de tüm malzemeleri ılık olucak şekilde ısıtıp icebilirler..

zerdeçallı sütün faydaları,

Bakteriyel ve viral enfeksiyonlara saldırır. Bu sayede solunum yollarıyla alakalı bir hastalığınız varsa, zerdeçallı süt içmek iyileşme sürecine olumlu etki edecektir.
Altın süt etkili bir antioksidandır.
Karaciğerinizi detoksifiye eder.
Zerdeçallı süt güçlü antiseptik etkisi sayesinde bağırsaklarınızı korur.
Ilık zerdeçallı süt triptofan üretir ki, bu da iyi bir uyku uyumanıza yardımcı olur.

CİVAN PERÇEMİ ÇAYI / ACHILLEA MILLEFOLIUM

Fotoğrafını çekerken bir tutamı rüzgarla uçup giden civan perçemi 🙂 Daha çok kış aylarında akla gelse de, bana sıcak yada soğuk çok fark etmiyor, bitki çaylarını, özellikle de aromatik olanları her daim sevenlerdenim ve faydalarını da fırsat buldukça araştırıyorum. Geçenlerde Datça’nın çarşamba pazarında gezerken kurutulmuş otlarla dolu şahane bir tezgah buldum. Şu aralar okuduğum Maria Treben’in kitabından aklımda kalan bir kaç otu da görünce hazır bulmuşken bi deneyim dedim.

Çiçekleri beyazdan pembeye kadar değişen, keskin ve papatyayı andıran bi kokuya sahip olan civan perçemi kızgın güneş altında toplandığında şifa verici yağları ve etkileri daha güçlü olurmuş. Bir diğer önemli bilgide; otları kurutmadan önce asla yıkamamak gerektiği..

Kanı temizleme özelliğine sahip olan civan perçemi, adet düzensizliği ve menopoz dönemi rahatsızlıklarında ilk akla gelen, özellikle kadınlar için yararlı bitkilerden.

Daha pek çok faydası olan civan perçemi çayı, bir dolu tatlı kaşığı civan perçemi üstüne 1/4 litre kaynar su döküp, kısa süre demleyerek hazırlayabilirsiniz. Her hangi bir tatlandırıcıya ihtiyaç duymadan içilebilen çaylardan..
Şimdiden afiyet olsun..

ÇİLEK REÇELİ

Önce ki yazımda tarif vermeyi unutmuşum 😀 Çilek miktarı kadar şekeri, tencerede meyvelerin üzerini kaplayacak şekilde döküyorsunuz. Ben bi gece tencerenin üzerini kapatıp şekerin içinde beklettim. Sabah içine bikaç damla limon suyu ve bitane de karanfil atıp kısık ateşte kapağı açık olarak kaynattım. Reçellerin köpüklerini sevdiğim ve şekerlenecek kadar fazla miktarda reçel de hiç bi zaman yapmadığım için köpükleri toplamadım..
Misler gibi de oldu, şimdi sıra geldi farklı tatlar ve en önemlisi şekersiz tarifler denemeye 🙂