MÜHENDİSLİK TAMAMLAMA PROGRAMLARINDA KONTENJANLAR ARTIRILDI

Anadolu Ajansında yer alan habere göre, YÖK Başkanı Saraç,Teknik Eğitim Fakültesi mezunlarından mühendislik tamamlama programlarına alınacaklar için bu yılki kontenjanların, bir önceki yıla göre artırılmasına karar verildiğini bildirdi.
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, sosyal paylaşım sitesi Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, Teknik Eğitim Fakültesi mezunlarının 3795 Sayılı Kanun gereği mühendislik tamamlama programlarına alındığını hatırlattı.

Talepler dikkate alınarak bu yılki kontenjanların, bir önceki yıla göre artırılmasına karar verildiğini bildiren Saraç, “Önümüzdeki aylarda Mühendislik Tamamlama Programları Tercih Kılavuzu, ÖSYM’nin internet sitesinden yayımlanacaktır” bilgisini paylaştı.

EINSTEIN’DAN FREUD’A MEKTUP !

Çok sevgili Bay Freud,

Gerçeği bulma özlemi sizde başka bütün özlemleri nasıl bastırıyor, şaşılacak şey. Savaş ve yok etme güdülerinin insan ruhunda sevgi ve yaşama gücü ile nasıl iç içe girmiş olduğunu su götürmez bir açıklıkla ortaya koyuyorsunuz. Ama inandırıcı açıklamalarınızdan bir de şu büyük amaca ulaşma özlemi çıkıyor ortaya: İnsanın iç ve dış bütün savaşlardan kurtulması. Bu büyük özlemde, çağlarının ve uluslarının üstüne çıkan, düşünce ve ahlâk alanında birer yol gösterici olarak saygı gören bütün büyük insanlar birleşir. İsa’dan Goethe’den Kant’a kadar hepsinde bu kurtuluş özlemi vardır. Her ne kadar insanlar arasındaki ilişkileri düzenleme istekleri pek gerçekleşmiş değilse de, yalnız bu türlü insanların bütün dünyaca birer önder sayılmış olmaları anlamlı bir gerçek değil mi?

Şuna inanıyorum ki, çalışmalarıyla yol göstericilik yapan üstün insanlar –dar bir alanda da olsa– aynı ülküyü büyük ölçüde paylaşmaktadırlar. Ne var ki, politik gelişim üzerinde pek etkileri olmuyor. Ulusların kaderini çizen bu alan hemen hemen kaçınılmazcasına dizginsiz ve sorumsuz politika adamlarına bırakılmış görünüyor.

Politik önderler ve yönetimler yerlerini ya zorbalığa, ya da yığınların oyuna borçludurlar. Ulusların düşünce ve ahlâkça yüksek bölüklerinin temsilcisi sayılamazlar. Ama seçkin aydınlar, bugün halkların tarihi üzerinde doğrudan doğruya hiç bir etkide bulunamıyor; oraya buraya dağılmış bulunmaları günün sorunlarının çözümlenmesine doğrudan doğruya katılmalarına engel oluyor. Yaptıkları ve yarattıklarıyla yetilerini ve iyi niyetlerini göstermiş olanların kendiliklerinden bir araya gelmesi, dünyaya bir değişiklik getiremez mi dersiniz? Üyeleri birbirleriyle sürekli düşünce alışverişi içinde bulunacak olan bu uluslararası birleşme, tutumlarını basında ortaya koyarak, imzalarının sorumluluğunu yüklenerek, politik sorunların çözümü üzerinde önemli ve uyarıcı bir etki sağlayabilir.

Bilim akademilerinde de rastlanan insan yaradılışının eksikliklerinden doğan sakıncalar burada da görülecektir şüphesiz. Ama yine de öyle bir çabaya girişmek yerinde olmaz mı? Doğrusu ben, böyle bir işe girişmeyi büyük bir ödev sayıyorum. Böyle bir yüksek aydın topluluğu kurulunca, sistemli olarak dinsel kurumları da savaşa karşı harekete geçirmeye çalışmalıdır. İyi niyetleri bugün acı bir boyun eğme ile felce uğrayan bir kişiye içten destek olurdu. Düşünce ürünleriyle yüksek bir saygınlığa ulaşmış olan kişilerin kurduğu böylesi bir topluluk, Milletler Cemiyetinin güçleri için değerli bir dayanak olacaktır.

Bu düşüncelerimi, dünyada herkesten çok size sunuyorum, çünkü siz isteklere herkesten daha az kapılırsınız ve sizin yargınız ciddiliği en ağır basan bir sorumluluk duygusuna dayanmaktadır.

Albert Einstein

BEBEK ODALARI DEKORASYON ÖNERİLERİ


Ada’nın odasını ilk yerleştirdiğimiz günü hatırlıyorum da, oradan çıkasım gelmemişti 🙂
Doğuma 1 ay falan kala eşimin baskıları sonucu (ciddi ciddi tutturdu diyebilirim) karyola yada beşik almak yerine KRAFT’ın pembe bir oyun parkını aldık. Nedeni; portatif ve yatak haricinde bebek için güvenli bir oyun alanı sağlamasıydı.. Sonrası tamamen memnuniyetsizlik, öyle ki ayrıca bi sayfa yazdım bununla ilgili, merak edenler buyursun; http://prensesveannesi.com/wp-admin/post.php?post=342&action=edit

Neredeyse ilk 6 ay bebeğin anne babasının odasında yatacağını düşünecek olursak, kullanışlı ve şık bir bebek odası için dekorasyon çalışmalarını doğumdan sonraya ertelemek bence çok daha mantıklı.
Bu süreçte ihtiyaç ve fikirler de sürekli şekil değiştirebiliyor çünkü ve en çok lazım olan şey ilk etapta kıyafetler için bir dolap, çekmece yada o tarz bir depolama alanı. Bezler ve bakım malzemeleri için büyük, dekoratif bir sepet hem oda hazırlayana kadar iş görebilir, hem de gayet şirin durur. İnanın ilk birkaç ay fazlasına ihtiyaç yok..

Yinede doğum öncesi yada sonrası, aklı karışanlar, bi türlü karar veremeyenler için her biri ayrı şirin birkaç dekorasyon önerisi derledim,
sevgiler..

EVDE DOĞUM GÜNÜ HAZIRLIĞI

Merhaba,
Bugün küçük prensesimin doğum gününe nasıl hazırlandık, neler yaptık, evimizi nasıl süsledik bunlardan bahsedicem. Kış aylarında doğum günü kutlamanın tek dezavantajı olan kapalı mekanlara hapsolmayı nasıl avantaja çevirebiliriz, önceliğimiz buydu 🙂
Yaz yada bahar aylarında işiniz hayli kolay, açık havada dilediğiniz yerde, sevimli bir kaç süslemeyle, bebeğiniz ve misafirleriniz için güzel bir kutlama hazırlayabilirsiniz. Ama kışın dışarıda da kutlamak isteseniz tek tercihiniz kapalı mekanlar. Biz bebeğimiz henüz çok küçük olduğu ve her halükarda kapalı mekanda olacağımız için, dışarısı yerine evimizi tercih ettik.
baby birthday party

İlk olarak hangi rengi yada renkleri istediğimize, her hangi bir konsept uygulanacaksa ne olacağına ve beraberinde süsleme malzemelerine karar verdik. Kalabalıktan ziyade sadelikten yana olduğum için, sırf bebek doğum günü diye her yer insanın üstüne atlarcasına süs olsun istemedim bu yüzden sadece balonlarla süsleme yaptık. Başlarda konsept uygulamayı düşündüysek de hello kitty’ler, carousel’ler onun sevdiği şeyler değildi henüz, bizim beğenip yakıştırdığımız bişey olacaktı bu yüzden vaz geçtik. Biraz daha büyüdüklerinde sevdikleri, istedikleri şeyleri dile getirdiklerinde böyle bi uygulama yapmak daha doğru geldi bize.

Sadece pembe rengi kullandık, 3 farklı pembe tonu balon, açık pembe masa örtüsü, pembe ve beyaz şeker hamuru kaplanmış şahane bir pasta ( onun tarifini de en kısa sürede paylaşıcam ) desensiz pembe pet bardak, tabak, çatal vs. ve fotoğraflarda masanın üzerinde, etrafta gördüğünüz diğer her şey..
evde doğum günü
Tüm bunların içinde en az pasta kadar olmazsa olmaz, bir fotoğraf çekilme alanı oluşturun mutlaka. Genelde masanın arkası siz tasarlamasanız da davetliler tarafından kullanılan ilk noktadır 🙂 Ben de orayı, duvara monte tv.nin üzerini tamamen kaplayacak ebatlarda bebeğimizin bir fotoğrafıyla dekore ettim. Etrafına balonlar ve hali hazırda salonda bir köşede duran çam ağacıyla biraz hareket kattım, sonuç gerçekten güzel oldu.
1st birthday party

Elinizde içi boş çerçeveyle fotoğraf çektirmekten sıkıldıysanız deneyebilirsiniz. Fotoğraflarda gördüğünüz resmi Arz Tanıtımda 20 TL’ye çıkarttırdık. Daha sonra da değerlendirilebilir bir şey kalıyor en azından elinize.

Doğum gününde misafirlerimiz için hazırladığım hediyeliklerin detaylarını da en kısa zamanda paylaşıcam, şimdilik bu kadar 🙂

Görüşmek üzere

GÜZEL HARABELER / Roman

jess walter güzel harabaler
Şuanda hamileliğimde başlayıp, doğumdan sonra yarım bıraktığım 2 kitapta dahil olmak üzere 4 kitabı okumak için yeniden sıraya koymuş durumdayım. Hepsini aynı anda okuma isteğinin olması normal değil sanırım ama arada bir oluyor 🙂 Onlardan biri de orjinal adı Beautiful Ruins olan Jess Walter imzalı Güzel Harabeler.

Jess Walter National Book Award finalisti Thé Zero, Edgar ödülü sahibi Citizen Vince, Thé Financial Lives of Thé Poets ve Türkçeye çevrilmiş Körler Ülkesi kitaplarının yazarı.

jess walter

Kitap tavsiye etmek yerine, kendim için seçerken yapmaktan keyif aldigim şeyi yapmaya karar verdim. Kitabın içinden rastgele herhangi bir sayfayı okuyabilmeniz için fotoğrafladım çünkü her kitap okuyucusuna farklı şeyler hissettirdiğine inananlardanım.. Bir sayfa, yada bir kaç rastgele paragraf okuyunca daha keyifli karar veriyor sanki insan 🙂
sevgiler

Bir Komik Değiş Tokuş Hikayesi

 

24Evde yüzüne bakmadığı her şey dışarıda tatlı gelen tüm bebekler aşkına, biz de nerede bir balonlu bebek görsek anında fokuslanıyoruz 🙂 Geçenlerde ilk değiş tokuşumuzu da böyle yaptık; elimizde ki çiçeği bizimle iki balonundan birini paylaşan bebişe verdik ve tam gidecektik ki o centilmen bebişin aklı balonunda kaldı ama bir kere anlaşmışlardı ve ikisi de gayet olgun davrandı 😉 Eller sallandı, totolar dönüldü, “hoççakal, göyüşüyüz” falan denildi 🙂

Balon, çiçek ve çok sevdiğim o masumiyet..

Bazen bizden çok daha olgun olduklarını düşünüyorum. Küçücükler ama tüm o heyecanlarına ve meraklarına rağmen “hayır” kelimesiyle mücadele etmek yerine, anlamayı ve öğrenmeyi deniyorlar. Bence bu bile başlı başına çok büyük bir olgunluk 🙂

Patates

33Bugün ilk siparişini verdi benim prensesim.. İnsanlık için küçük ama bizim için hayli heybetli gelişmelerden biriydi 🙂 “Ne yemek istersin” diye sordum. O da nedense kendini, standın ardındaki ablalara göstermek istercesine sağ elini kaldırıp “papates” dedi 🙂 Evet farkındayım çok küçük bir enstantane, ama o an yüzünde ki o ifade, kendini bir birey olarak hissetmesini sağlayabilmek ve bunun için yapılan küçük şeylerin böyle güzel sonuçlar vermesi, benim için dünyalara bedel..

Bebekler de yetişkinler gibi seçimlerini kendileri yapmaktan hoşlanır. Herhangi bir konuda fikrini almak, seçimler sunmak, mesela uyku öncesi pijamalarını giymeden hemen önce; “ayıcıklı mı yoksa pembe çizgileri olan pijamanı mı giymek istersin ? yada her hangi yere giderken altı üstü bir çorap/ atkı/ toka/çanta deyip giydirmeden önce rengini, şeklini sorun bakalım o ne istiyor 🙂 Gün içinde yaptıklarından, oynadığı oyunlara, kullandığı eşyalara, birlikte gittiğiniz yerlere kadar en çok neyle mutlu oluyor? Kendini neyle daha iyi hissediyor? Biz epey zamandır böyle yapıyoruz ve yüzünde ki o minik ifadeler çok şey anlatıyor inanın. Bildiğim bir şey varsa o da değer vermek, sevmek ve bunun gibi daha nice güzel şey hissettirildiği sürece anlam kazanır. Elbette tüm sevdiklerinize ama en çok bebeğinize, hayatı, sevmeyi ve her şeyi sizden öğrenen o küçük meleklere en kıymetliniz olduğunu tüm kalbinizle hissettirin.

Sevgiler,

MERHABA DÜNYA !

24Aslında bu nida 2 Aralık 2013 tarihine ait, yani benim bu bloğa, ayrı bir gezegenmiş dediğim anneliğe, hayatı yeniden keşfetmeme ve eskisinden milyonlarca kat daha özel hissetmeme sebep olan bir küçük prensesin göbeğimden kucağıma konduğu güne ait 🙂

Epey zamandır düşünüyorum, isminden içeriğine tamamen içime sinsin, bir kaç sene sonra küçük hanım ele geçirsin kontrolü seve seve “anne biraz da ben bir şeyler yazsam nasıl olur” desin, başta o heves etsin, okusun, eleştirsin, fikir versin derken bugün milyonlarca blog arasında ki yerimizi aldık 🙂

Belki dünyanın her yerinden tıklanır, rengarenk insanlar okur paylaşır, neden olmasın, işte bu yüzden merhaba dünya 🙂 hep birlikte kocaman ayrı bi gezegen olucaz, öyle ki Aborijinler ilk tıklarını bizimle yapacak, hatta Huliler! Kendileri Papua Yeni Gine’nin dış dünyadan tamamen izole en eski halkı olurlar, ama bizimle hep bir ağızdan “let the sunshine” söyleye söyleye teknoloji marketlere koşacaklar, buldukları ilk maket tabletten bloğumuza girmeye çalışcaklar ve tabi ki  Mustagler, dışarıdan insan almıyorlarmış, iletişime kapalı çok anti sosyal bi kabile ama onlar için de bişeyler düşünücez.. ve tüm bunların benim üzerinize afiyet azıcık hayalperest oluşumla hiç bi alakası yok! Hedef diyelim 🙂

Ne demiş Walt Disney: hayal edebilirsen, yapabilirsin 🙂

Velhasıl başlıyoruz..