BEBEĞİMLE İLK TATİLİMİZ

datça

2014 senesinden kalma bir post aslında bu. Seyahat hikayelerimizi yazmaya başlamadan önce, birlikte ilk uzun yolculuğumuzdan bahsetmek istedim. Gidiş – dönüş kara yolu ile ortalama 1500 kilometre kadar yol yaptık kızımızla. Onun ilk uzun yolu, bizimse onunla ilk seyahatimizdi.. Tüm tecrübesizliğimiz, heyecanımız, gece molalarını uzun tutup, sabah saatlerinde İzmir otobanına denk gelişimiz, haliyle sıcaktan bunalmamız ve tam bu yol bitmeyecek galiba dediğimiz anda Datça tabelasını görünce yaşadığımız zafer sarhoşluğu, dün gibi aklımda..

Datça’yı, nerelere gittik, neler yaptık ayrı bir yazı da paylaşacağım. Burada yolculuk esnasında ders aldıklarımı yazmak istiyorum daha çok..

Misal;

Bebeğiniz sütle,mamayla besleniyorsa ve henüz 1 yaşın altındaysa mutlaka gece ve uyku saatinde yola çıkmanızda fayda var.

Yanınıza sakinleştirici sesler çıkaran oyuncaklar almakta aynı şekilde.. Uyandığı yada bunaldığı anda elinize gelmeli.

Bebeğinizi sıcaktan, güneşten, hatta yolculuk esnasında açık pencereden dolan egzoz kokusundan bile, kısaca tüm olumsuz koşullardan izole etmelisiniz.

Araç içinde dinlediğiniz müziklerde, en azından büyük çoğunluğu bebeğinize uygun olmalı. Müziğin anne karnındayken ki etkisi bile bu denli aşikarken, yolculukta da hayli önemli bir faktör.

Sürekli oturur yada yatar konumda olmak bel ve sırtını rahatsız edeceği için en az 2 saatte bir mola vermelisiniz.

Yürüyen bir bebekse, paldır küldür alt değişimi yapıp, yada karnını doyurup yola çıkmak yerine
yürümesi ve rahatlaması için biraz zaman vermelisiniz.

Alt açma örtüleri, yiyecek, içecek, yedek kıyafetler,kusma ihtimali için bir poşet vs. rutinde ve sık kullandığınız her şey elinizin altında olmalı.

Ne kadar yol alsak kardır mantığı yanlış. Bunu ancak o konforlu bir şekilde uyurken yapabilirsiniz. Amaç hepiniz için rahat bir yolculuk olmalı. Sırf bu sebepten 10 saatlik yolu, 18 saatte tamamlamıştık. Ne kadar mola verdiğimizi hatırlamıyorum bile 🙂

Aklıma geldikçe yazarım yine, faydalı olması dileğiyle,
sevgiler

HandeSuleymanoglu

1983 temmuz doğumlu, hayalperest, fotoğraf çekmeyi, kitap okumayı, resim yapmayı ve yazmayı seven, Aralık 2013' ün karlı bir pazartesi sabahı hayatına küçük prensesi ve onunla birlikte dünyanın ele avuca sığmayan en güzel aşkı girmiş, Bebeğiyle hayatı daha çok sevmiş, renklenmiş, şenlenmiş ve en büyük hayali kızıyla dünyayı gezmek olan bir anne..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir