Bir Komik Değiş Tokuş Hikayesi

 

24Evde yüzüne bakmadığı her şey dışarıda tatlı gelen tüm bebekler aşkına, biz de nerede bir balonlu bebek görsek anında fokuslanıyoruz 🙂 Geçenlerde ilk değiş tokuşumuzu da böyle yaptık; elimizde ki çiçeği bizimle iki balonundan birini paylaşan bebişe verdik ve tam gidecektik ki o centilmen bebişin aklı balonunda kaldı ama bir kere anlaşmışlardı ve ikisi de gayet olgun davrandı 😉 Eller sallandı, totolar dönüldü, “hoççakal, göyüşüyüz” falan denildi 🙂

Balon, çiçek ve çok sevdiğim o masumiyet..

Bazen bizden çok daha olgun olduklarını düşünüyorum. Küçücükler ama tüm o heyecanlarına ve meraklarına rağmen “hayır” kelimesiyle mücadele etmek yerine, anlamayı ve öğrenmeyi deniyorlar. Bence bu bile başlı başına çok büyük bir olgunluk 🙂

Patates

33Bugün ilk siparişini verdi benim prensesim.. İnsanlık için küçük ama bizim için hayli heybetli gelişmelerden biriydi 🙂 “Ne yemek istersin” diye sordum. O da nedense kendini, standın ardındaki ablalara göstermek istercesine sağ elini kaldırıp “papates” dedi 🙂 Evet farkındayım çok küçük bir enstantane, ama o an yüzünde ki o ifade, kendini bir birey olarak hissetmesini sağlayabilmek ve bunun için yapılan küçük şeylerin böyle güzel sonuçlar vermesi, benim için dünyalara bedel..

Bebekler de yetişkinler gibi seçimlerini kendileri yapmaktan hoşlanır. Herhangi bir konuda fikrini almak, seçimler sunmak, mesela uyku öncesi pijamalarını giymeden hemen önce; “ayıcıklı mı yoksa pembe çizgileri olan pijamanı mı giymek istersin ? yada her hangi yere giderken altı üstü bir çorap/ atkı/ toka/çanta deyip giydirmeden önce rengini, şeklini sorun bakalım o ne istiyor 🙂 Gün içinde yaptıklarından, oynadığı oyunlara, kullandığı eşyalara, birlikte gittiğiniz yerlere kadar en çok neyle mutlu oluyor? Kendini neyle daha iyi hissediyor? Biz epey zamandır böyle yapıyoruz ve yüzünde ki o minik ifadeler çok şey anlatıyor inanın. Bildiğim bir şey varsa o da değer vermek, sevmek ve bunun gibi daha nice güzel şey hissettirildiği sürece anlam kazanır. Elbette tüm sevdiklerinize ama en çok bebeğinize, hayatı, sevmeyi ve her şeyi sizden öğrenen o küçük meleklere en kıymetliniz olduğunu tüm kalbinizle hissettirin.

Sevgiler,

MERHABA DÜNYA !

24Aslında bu nida 2 Aralık 2013 tarihine ait, yani benim bu bloğa, ayrı bir gezegenmiş dediğim anneliğe, hayatı yeniden keşfetmeme ve eskisinden milyonlarca kat daha özel hissetmeme sebep olan bir küçük prensesin göbeğimden kucağıma konduğu güne ait 🙂

Epey zamandır düşünüyorum, isminden içeriğine tamamen içime sinsin, bir kaç sene sonra küçük hanım ele geçirsin kontrolü seve seve “anne biraz da ben bir şeyler yazsam nasıl olur” desin, başta o heves etsin, okusun, eleştirsin, fikir versin derken bugün milyonlarca blog arasında ki yerimizi aldık 🙂

Belki dünyanın her yerinden tıklanır, rengarenk insanlar okur paylaşır, neden olmasın, işte bu yüzden merhaba dünya 🙂 hep birlikte kocaman ayrı bi gezegen olucaz, öyle ki Aborijinler ilk tıklarını bizimle yapacak, hatta Huliler! Kendileri Papua Yeni Gine’nin dış dünyadan tamamen izole en eski halkı olurlar, ama bizimle hep bir ağızdan “let the sunshine” söyleye söyleye teknoloji marketlere koşacaklar, buldukları ilk maket tabletten bloğumuza girmeye çalışcaklar ve tabi ki  Mustagler, dışarıdan insan almıyorlarmış, iletişime kapalı çok anti sosyal bi kabile ama onlar için de bişeyler düşünücez.. ve tüm bunların benim üzerinize afiyet azıcık hayalperest oluşumla hiç bi alakası yok! Hedef diyelim 🙂

Ne demiş Walt Disney: hayal edebilirsen, yapabilirsin 🙂

Velhasıl başlıyoruz..