ATOPİK DERMATİT BEBEKLER İÇİN BAKIM

atopik dermatit
Atopik Dermatit bebeklerde en sık rastlanan cilt rahatsızlığı. Çeşitli nedenlerle ortaya çıkan, deride kızarıklık, şişlik, kaşıntı gibi belirtiler gösteren ve kızımda da bende de mevcut olan bu cilt rahatsızlığı hayli özenli bir bakım ve hassasiyet gerektiriyor. Kullandığınız ürünlerden, giydiğiniz kıyafetlere ve hatta yediklerinize kadar..

Doğumdan kısa bir süre sonra fark ettiğimiz kırmızı kabartılar, bir türlü geçmeyince, 1.Ay muayenesinde doktorumuza durumdan bahsettik. Cildinin çok hassas olduğunu, kıyafetlerine dikkat etmemiz gerektiğini söyledi. İlk andan itibaren, her şeyine ve doğal olarak aşırı özenli davranmamıza rağmen olumlu bir sonuç alamadık ve 3.ay da farklı bir doktora götürmeye başladık kızımızı. Bu defa geçmek bilmeyen ve ara ara daha da artan o kızarıklıkların Atopik Dermatit olduğunu öğrendik. O zamana kadar sevgiyle ve koruma içgüdüsüyle şekillenen onun için her şeyin en iyisi olsun çabamız, çok daha bilinçli bir hal aldı.

Anne olmadan önce de pamuklu ve sentetik kıyafetler konusunda fazlasıyla takıntılı bir insan olduğum için giyim konusunda hiç sorun yaşamadık. %100 pamuk olmayan hiç bir şeyi satın almadığımız gibi, tekstil ürünlerinde de aynı özeni gösterdik.  Ama yeni doğan bebekler için olan dermo kozmetik saç ve vücut şampuanlarını dahi ilk zamanlarda kullanmamamız gerektiği aklımıza gelmedi tabi. Bir süre sabunsuz ve şampuansız yapılan banyolardan sonra doktorumuzun tavsiyesiyle 3 gün Dermatop krem kullandık. Kortikosteroid bir ilaç olduğu için hayli tedirgin olduk kullanırken ama kızarıklıklar 2.gün geçti. Sonra cilt neminin dengede olmasını sağlamak için sürekli olarak Linola Losyon kullanmaya başladık. Sürdüğünüz ilk andan itibaren fark edilir derecede cildi yatıştıran ve nemlendiren bir losyon. Yanaklarında, kulak, göbek ve kollarında olan tüm hafif düzey kızarıklık ve kuruluklar kısa sürede yatıştı. Yeni doğan bebek dönemi boyunca aynı ürünü kullanmaya devam ettik ve tabi anaannesinin özene bezene ördüğü yün yelekler,  süveterleri hiçbir şeyi giydiremedik, ilk zamanlar ne ara kirlenecek demeden kar kış bile gün aşırı mutlaka ılık banyolarını yaptık, pişik kremleri, ıslak mendiller ve diğer temizleyici ürünler de dahil her şeyi cildine uygun olarak kullandık. Sonuç olarak ; Atopik Dermatit geçen bir şey değil, sadece yatıştıra biliyorsunuz ve sürekli özenli davranmak, iyi bakmak zorundasınız.

mustela

2 yıl Linola kullandıktan sonra, geçtiğimiz hafta Mustela / Stelatopia Lipid Replenish Balm’a başladık. Yapısı, bebeğimin cildinde bıraktığı nem gayet iyi, şimdilik memnuniyet sağlayacak gibi görünüyor.

Pişik kremi olarak da kullanmadığımız ürün kalmadı neredeyse diyebilirim. Ama 2 yıldır en çok memnun kaldığım pişik kremi Palmer’s Bottom Butter. Kızarıklıkları pişiğe dönmeden söndürebiliyor. Atopik Dermatit ciltler diğer ciltlere oranla daha sık ve kuvvetli pişik oluyor. Bir de üstüne bizde olduğu gibi ilk 1,5 yıl bir yandan da kabızlığın tetiklediği bir pişik durumu varsa durumu kontrol altına almak hayli zor olabiliyor. Mesela geçen yaz onca krem, doktor ziyaretleri, kabızlık ilaçları, hatta lavmana rağmen kabızlıkla birlikte poposunda ki kızarıklıklar yaraya dönüşebildi. Her çişle nasıl sızlıyordu o açık yaralar, ne kadar acıyordu canı meleğimin kim bilir 🙁 Birde nemli bölge, ne sürerseniz sürün kurumak bilmiyor ve tabi minicik bir bebek her ilacı kullanamıyorsunuz. Çok şükür geçti ama o dönem epey ders aldık, elbet istisnalar vardır ama doktorların çoğu (üstelik maalesef, özel muayenehanesine gittiğimiz şuan ki çocuk doktorumuz, daha önce gittiğimiz diğer özel hastane doktorları dahil) kabızlığa çok sıradan yaklaşıyorlar. İlerlemesinde ve çözüme ulaştırılamamasında payları büyük maalesef! Ama bu çok detaylı bir konu, bu yüzden en kısa zamanda başlı başına kullandığımız ıslak mendillere kadar yazmak gerek tüm maceralarımızı..

Velhasıl, sevgili Atopik Dermatit bebek anneleri, öncelik aşırı hassas ciltlerine aynı hassasiyetle bakım.. Sonrasında dönem dönem artan kızarıklıkların, kabartıların üstesinden gelmeye alışıyorsunuz..

90’lar Anneleri

36 90’lar ; hani şu bir dönemin içine robot kaçmış kadınları ve koca bir günleri ! Güne sabahın köründe muşamba bebek bezlerini ve içlerinde ki pamuklu beyaz bezleri akıtıp, koca kazanlarda kaynatarak başladıkları, temizlik, çamaşır, bulaşık, ütü, 3 çeşitten az olmazsa olmazlı kocalara yemek beğendirme çabalarıyla akıp giden koca bir günleri ! Düşünün ki blender yok, çamaşır makinesi yok gibi bir şey, merdaneli falan, ütü zamanın teknolojisi, kurutma makinesi mi o da ne ? Sonra ne ara fırsat bulur günlere, davetlere ayaklarında bir karış topuklularla yetişirlermiş, ağzım bir karış açık dinlerim, içten içe utanarak tabi ! Yahu tahmin edilebilir tek avantaj buldum, bebekleri iş güç arasında eğlendiren neneler dedeler, kalabalık aile ortamı.. Başka da bir şey yok! Ya tüm bunlar şehir efsanesi, annem beni gaza getirmek için masallar anlatıyor hala.. Yada, ki bu ihtimali düşünmek dahi istemiyorum ama öyle böyle beceriksiz değiliz !

 

Bir Komik Değiş Tokuş Hikayesi

 

24Evde yüzüne bakmadığı her şey dışarıda tatlı gelen tüm bebekler aşkına, biz de nerede bir balonlu bebek görsek anında fokuslanıyoruz 🙂 Geçenlerde ilk değiş tokuşumuzu da böyle yaptık; elimizde ki çiçeği bizimle iki balonundan birini paylaşan bebişe verdik ve tam gidecektik ki o centilmen bebişin aklı balonunda kaldı ama bir kere anlaşmışlardı ve ikisi de gayet olgun davrandı 😉 Eller sallandı, totolar dönüldü, “hoççakal, göyüşüyüz” falan denildi 🙂

Balon, çiçek ve çok sevdiğim o masumiyet..

Bazen bizden çok daha olgun olduklarını düşünüyorum. Küçücükler ama tüm o heyecanlarına ve meraklarına rağmen “hayır” kelimesiyle mücadele etmek yerine, anlamayı ve öğrenmeyi deniyorlar. Bence bu bile başlı başına çok büyük bir olgunluk 🙂

Patates

33Bugün ilk siparişini verdi benim prensesim.. İnsanlık için küçük ama bizim için hayli heybetli gelişmelerden biriydi 🙂 “Ne yemek istersin” diye sordum. O da nedense kendini, standın ardındaki ablalara göstermek istercesine sağ elini kaldırıp “papates” dedi 🙂 Evet farkındayım çok küçük bir enstantane, ama o an yüzünde ki o ifade, kendini bir birey olarak hissetmesini sağlayabilmek ve bunun için yapılan küçük şeylerin böyle güzel sonuçlar vermesi, benim için dünyalara bedel..

Bebekler de yetişkinler gibi seçimlerini kendileri yapmaktan hoşlanır. Herhangi bir konuda fikrini almak, seçimler sunmak, mesela uyku öncesi pijamalarını giymeden hemen önce; “ayıcıklı mı yoksa pembe çizgileri olan pijamanı mı giymek istersin ? yada her hangi yere giderken altı üstü bir çorap/ atkı/ toka/çanta deyip giydirmeden önce rengini, şeklini sorun bakalım o ne istiyor 🙂 Gün içinde yaptıklarından, oynadığı oyunlara, kullandığı eşyalara, birlikte gittiğiniz yerlere kadar en çok neyle mutlu oluyor? Kendini neyle daha iyi hissediyor? Biz epey zamandır böyle yapıyoruz ve yüzünde ki o minik ifadeler çok şey anlatıyor inanın. Bildiğim bir şey varsa o da değer vermek, sevmek ve bunun gibi daha nice güzel şey hissettirildiği sürece anlam kazanır. Elbette tüm sevdiklerinize ama en çok bebeğinize, hayatı, sevmeyi ve her şeyi sizden öğrenen o küçük meleklere en kıymetliniz olduğunu tüm kalbinizle hissettirin.

Sevgiler,

MERHABA DÜNYA !

24Aslında bu nida 2 Aralık 2013 tarihine ait, yani benim bu bloğa, ayrı bir gezegenmiş dediğim anneliğe, hayatı yeniden keşfetmeme ve eskisinden milyonlarca kat daha özel hissetmeme sebep olan bir küçük prensesin göbeğimden kucağıma konduğu güne ait 🙂

Epey zamandır düşünüyorum, isminden içeriğine tamamen içime sinsin, bir kaç sene sonra küçük hanım ele geçirsin kontrolü seve seve “anne biraz da ben bir şeyler yazsam nasıl olur” desin, başta o heves etsin, okusun, eleştirsin, fikir versin derken bugün milyonlarca blog arasında ki yerimizi aldık 🙂

Belki dünyanın her yerinden tıklanır, rengarenk insanlar okur paylaşır, neden olmasın, işte bu yüzden merhaba dünya 🙂 hep birlikte kocaman ayrı bi gezegen olucaz, öyle ki Aborijinler ilk tıklarını bizimle yapacak, hatta Huliler! Kendileri Papua Yeni Gine’nin dış dünyadan tamamen izole en eski halkı olurlar, ama bizimle hep bir ağızdan “let the sunshine” söyleye söyleye teknoloji marketlere koşacaklar, buldukları ilk maket tabletten bloğumuza girmeye çalışcaklar ve tabi ki  Mustagler, dışarıdan insan almıyorlarmış, iletişime kapalı çok anti sosyal bi kabile ama onlar için de bişeyler düşünücez.. ve tüm bunların benim üzerinize afiyet azıcık hayalperest oluşumla hiç bi alakası yok! Hedef diyelim 🙂

Ne demiş Walt Disney: hayal edebilirsen, yapabilirsin 🙂

Velhasıl başlıyoruz..